28 Mart 2017 Salı

Dövizden Para Kazanmak

Dövizden Para Kazanmak

Türk halkının döviz tutkusu, kendini enflasyondan korumak için tasarrufunun bir kısmını dövize bağlayarak değerlendirmeye çalışması yıllardır değişmeyen bir olgu. "Ya bir gün döviz fırlar giderse" diye tasarrufların önemli bir kısmı hep döviz olarak tutuluyor. Türk halkının ya da teknik ifadeyle yurtiçinde yerleşiklerin 22 Haziran itibariyle sahip olduğu yaklaşık 773 milyar liralık tasarrufun yüzde 23 kadarı döviz cinsi tasarruftan oluşuyor. Söz konusu tarih itibariyle bankalarda 100 milyar dolar, yani yaklaşık 180 milyar liralık döviz tasarrufu bulunuyor.
100 milyar dolarlık döviz tasarrufu, belki de buzdağının görünen kısmı. Bu tutar, yalnızca bankalardaki tasarrufu gösteriyor. Vatandaşın bankaya yatırmadığı; kasasında, cebinde ya da yastık altında tutmayı tercih ettiği miktarla ilgili tahmin yürütmek çok çok zor, hatta olanaksız gibi. Bu durumdaki döviz tasarrufu da eklendiğinde, toplam tutar kuşkusuz çok daha büyüyor.
Döviz tasarrufuyla reel kazanç sağlamak pek mümkün de olmuyor. Kimi zaman yaşanan kur artışları, yıllar süren kazançsız dönemlerdeki kayıpları telafi bile edemiyor. Ama bütün bunlara rağmen tasarruf sahibi dövizden vazgeçmiyor, vazgeçemiyor.
Döviz hesapları, 2009 yılından bu yana çok büyük bir sıçrama göstermemekle birlikte, gerilemiyor da. 2009 sonunda 92.5 milyar dolar olarak gerçekleşen döviz hesapları, 22 Haziran itibariyle 100.7 milyar dolar düzeyinde. Döviz hesapları asıl artışı 2003'ten 2009'a kadar olan dönemde kaydetmişti. Hesaplar, 2004-2009 yıllarını kapsayan altı yılda yüzde 90 artış göstermişti.
Mevduat ilk sırada
Döviz tevdiat hesapları yüksek düzeyini koruyor olsa da toplam tasarruf içinde en büyük pay doğal olarak Türk Lirası cinsi mevduatın. 22 Haziran itibariyle 773 milyar lira düzeyinde bulunan toplam tasarrufta TL cinsi mevduat yüzde 55 oranında 424 milyar liralık paya sahip durumda.
Yurtiçinde yerleşik tasarruf sahiplerinin en çok para bağladıkları üçüncü araç Türk Lirası cinsi devlet iç borçlanma senetleri. TL cinsi DİBS'te 22 Haziran'da 71 milyar lira var.
Böylece, 22 Haziran'da 773 milyar lira düzeyinde bulunan toplam tasarrufun yüzde 87 oranında 675 milyarı mevduat, DTH ve TL cinsi DİBS'ten oluşuyor.
Hisse senedi, üçgeni zorluyor!
Türk halkının elinde 22 Haziran itibariyle 62 milyar liralık hisse senedi var. Doğaldır ki hisse senetlerinin bakiyesi, senet fiyatlarına bağlı olarak hızlı dalgalanmalar gösterebiliyor. Örneğin, vatandaşın elindeki hisse senetlerinin değerinin mart sonunda 63.3 milyar lira düzeyinde bulunduğu, değerin mayıs sonunda 58 milyara indiği, temmuz ayı başında ise yeniden 63.7 milyar liraya çıkıldığı dikkati çekiyor.
Hisse senetlerinin de mevduat-DTH-DİBS üçgenine eklenmesi halinde bu dört enstrümana bağlanan para 738 milyara ulaşıyor. Bir başka ifadeyle bu durumda toplam 773 milyarlık tasarrufun yüzde 95'i bu dört kalemden oluşuyor.
Türk halkı yabancının dövizini taşıyor
Türk halkının döviz hesaplarında tuttuğu para bu yıl hep 100 milyar dolar civarında oluştu. Yukarıda da belirttik; bu, bankalardaki para. Bir de miktarını kimsenin bilemediği cepte, kasada, yastık altında tutulan döviz var. Ama en azından kesin olarak bildiğimiz, gördüğümüz düzey ortada; 100 milyar dolar.
Yabancı yatırımcının Türkiye'deki portföy büyüklüğü ne kadar; son veri 22 Haziran'ı gösteriyor ve 116 milyar dolarlık bir rakam görüyoruz.
Yani yabancının getirdiği dövizi Türk halkı gönüllü olarak taşıyor!
Kim nasıl para kazanır?
Türk halkı doğal olarak TL kazanıyor; kazancından tasarruf edebilmişse eğer, elindeki TL'nin bir kısmıyla döviz alıyor. Gün gelir, döviz artar, diye… Amaç, tabii ki daha çok kazanmak…
Yabancı yatırımcı Türkiye'ye geliyor, elindeki dövizi TL'ye çevirip TL cinsi yatırım araçlarına bağlıyor. TL'deki getiri daha fazla, diye… Onun amacı da tabii ki ülkesinde elde edeceğinden daha fazla kazanmak…
İki tarafın birden para kazanması mümkün değil. Ya iki taraf da pek kazanç sağlayamaz ya da taraflardan biri kazanır, diğeri de doğal olarak kaybeder. Çünkü kazancı belirleyen kur değişim oranı…
Örneğin; bir yabancı, 1.000 dolar getirse ve bu döviz 1.80'lik kurdan TL'ye çevrilse… Ele geçen 1.800 lira yıllık yüzde 10 faizle devlet iç borçlanma senedine yatırılsa… Bir yıl sonra ele geçen para 1.980 lira olur.
Örneği tersinden kurgulayalım… Bir Türk vatandaşı elindeki 1.800 liralık tasarrufunu 1.80'lik kurdan dolara çevirse eline 1.000 dolar geçer ve bir yıl sonra elinde (dolara faiz kazanmadığını varsayarsak) yine 1.000 dolar vardır.
Şimdi, kim nasıl kazanç sağlar? Bir yıl sonra, yani yüzde 10 faiz elde edilen dönemde kur yüzde 10'dan fazla artmışsa, yabancı zarar eder. Çünkü elinde 1.980 lira vardır ve Türkiye'den çıkmak istemektedir, dolar kuru ise 2 lira olmuşsa eline 990 dolar (1.980/2) geçecektir. Yabancı yatırımcı 1.000 dolar getirmiş, bir yıl sonra 990 dolarla çıkmak durumunda kalmıştır.
1.800 lirasını 1.80'den dolara çeviren Türk vatandaşı ise kardadır, yeniden TL'ye geçmek istediğinde eline 2 bin lira geçecektir. Ama tabii ki bu dönemde yaşanan enflasyonun da kur artışından hızlı olmaması gerekir.
Tersi daha çok oluyor
Bu senaryo, yabancının kaybetmesi üzerine kurulu. 1.980 liranın dövize çevrilmek istendiği dönemde kur örneğin 1.85 ise 1.070 dolar (1.980/1.85) elde etmek, yani dolar bazında bir yılda yüzde 7 kazanç sağlamak mümkün olmuş demektir.
Bu rakamlara göre, TL'den dövize geçen Türk vatandaşı ise muhtemelen enflasyon kur artışından daha fazla olduğu için kayıptadır. Hele hele yabancının yüzde 10 kazandığı devlet iç borçlanma senedi piyasası kendisine de açık olduğu halde o piyasayı tercih etmediği için iyice zarardadır.
Döviz kurunun bu bir yıllık dönemde aynı düzeyde kaldığı, hatta gerilediği durumlarda ise yabancının karı, Türk vatandaşının zararı katlanacaktır. 



Alıntı konu.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yorumlarınız bizim için önemlidir. Konu hakkında sormak istediklerinizi yazabilirsiniz.