19 Haziran 2017 Pazartesi

forex piyaslarında başlangıç

forex piyaslarında başlangıç

forex piyasası ülkemizde yeni olmakla beraber bir çok yatırımcıyı kendisine çekmiş görünüyor.
Açıkçası söylemek gerekirse bende foreks piyasalarına ilgi duymaya başladım ve bu piyasa iyide bir parada hem kaybedilebilir hemde kazanılabilir.. Siz siz olun forekste uzun vadeli yatırım yapmayı düşünmeyin
Çünkü bu piyasada uzun vadeler mantısız görünüyor. Herkes için bu böyle değildir tabiki. Şahi fikrimizi iletiyoruz sizlere.
Forex piyasasına başlyacaksanız eğer bilmeniz gerekenler


1)300 dolar ile başlayın.
2)gece pozisyon taşınmayacak
3)hafta sonu pozisyon taşınmayacak
4)300 puanlık kar yakalanırsa pozisyon otomotik kapanacak.
5)burada sadece sistem sonuçları yayınlanacak. sistem hakkında yorum yapılmayacak. amaç foreks piyasalarında sistemli olarak para kazanılabilirminin cevabını aramak.
6)sadece 10 sözleşme ile işlemler yapılacak.(yani sadece 50 dolar yatırarak işlem yapacağız.)
7) kar alma işlemi bizim insiyatifimizde olacak. sistem al verdi ise sat vermesini beklemek zorunda değiliz. uygun karda pozisyonu kapatacağım. önemli olan sistem ile hareketin yönünü belirlemek.
8)imkb ile ilgili hiçbir konu konuşulmayacak.

forex piyasası başladığında görüşmek üzere. unutmayın sadece deneme yapacağız. ben sisteme inanıyorum. ve güzel sonuçlar göreceğimize inanıyorum.

Kısmen alıntı olup makale genişletilmiştir. 


---
Sponsor Bağlantılar
Istanbul ithalat - ithal Çin ürünleri

Forex Piyasa Analizi

Forex Piyasa Analizi

FOREX piyasalarını analiz etmek için iki ana yaklaşım mevcut: temel analiz yöntemi ve teknik analiz yöntemi.
Temel analiz, fiyatların hareketlenmesine sebep veren ekonomik, sosyal ve siyasi etkenler gibi arzla talep oluşturan unsurlar üzerine yoğunlaşır. Teknik analiz, fiyat gelişmelerinin kendisini inceleyip değerlendirir ve gelecekte meydana gelecek gelişmeleri geçmişteki verileri kullanarak öngörmeye çalışır.
Teknik analiz, fiyatların mevcut bütün piyasa bilgilerini yansıttığını varsaymaktadır. Yatırımcılar, geçmişteki fiyat gelişmelerini inceleyerek bilgiye dayanan yatırım kararları alabilir. Web sayfamızın bu bölümüyle teknik analiz yöntemleri ve teorilerine size genel bir giriş sağlamayı amaçlamaktayız. Teknik analiz yöntemleriyle FOREX piyasalarını incelemek isteyenlerin daha geniş kaynaklara başvurması gerekecektir.
Teknik analizlerin ana aracı grafiklerdir. Bu bölümdeki ilk makale grafik çeşitlerine değinmekte. Grafikler, piyasaların eğilimleri tespitinde de kullanılır. Destek ve direncin, eğilim çizgileri ve fiyat aralıklarının nasıl tespit edileceğini göstereceğiz.
Teknik analistler dikkatli izlenimleriyle gelecekteki fiyat gelişmeleri hakkında gösterge olabilecek tekrarlanan şemalar (kalıplar) tespit etti. Bu bölümümüzde ters eğilim ve devam eden eğilim gibi ana şemalara değinilecek. Ayrıca, teknik analizlerde önemli bir yer teşkil eden Japon “Mum Grafikleri” de tanıtılacak.



---
Sponsor Bağlantılar
Istanbul ithalat - ithal Çin ürünleri

Forex Nedir?

Foreks / Forex Nedir?

Foreks piyasası işlem hacmi bakımından dünyanın en büyük finansal piyasasıdır. 
Forex konusuna kısaca değinirsek;
Foreks kelimesi İngilizce Foreign Exchange kelimelerinin kısaltmasıdır.
Kelime anlamı döviz değişim piyasası olan foreks, günümüzde en çok para birimleri üzerinden işlem yapılan bir piyasa olma özelliğini korumakla beraber aynı zamanda kıymetli madenlerin, petrolün, pamuğun, hisse senedi endekslerinin vade kontratlarının yani kısaca CFD (Contract for Difference) olarak adlandırılan emtia ve hammadde fiyatlarının üzerinden de işlem yapabilme olanağı sağlayan finansal bir piyasadır. 
Foreks piyasası, spot piyasadır.
Spot işlemler, para birimleri arasında bir değişim sağlar ve o anki fiyatları anında yansıtır.

---
Sponsor Bağlantılar
Istanbul ithalat - ithal Çin ürünleri

Forex e Yeni Başlayanlar

Forex e Yeni Başlayanlar

Web sitemizde forex ile ilgili temel bilgilerin mevcut olduğunu ve her konudaki bilgilerin kaynak göstererek yayınlayabileceğinizi hatırlatır ve burdaki bilgilerden yararlanarak gerekli eksikliklerinizi tamamlayabilir, forex hakkındaki eksikliklerinizi sorununu bu web site sayesinde giderebileceğinizi ümit ediyoruz.
Günümüzde döviz piyasasının büyük bir hacmi elinde bulunduran ve herkesi ilgilendiren bu online forex işlemleri alanı ndaki işlem hacimleri konusunu bu bölümümüzde tartışabilir, gerekli bilgileri bizlerle paylaşabilir ve web sitemizin içeriğinden yararlanabilirsiniz.
Unutulmamalıdır ki Foreks piyasasında işlem yapmaya başladığınızda, bu piyasanın kendine özgü şartlarının olduğunun farkında olmalı ve gerekli bilgilere sahip olmalısınız.
incelediğiniz konu: Forexe Yeni Başlayanlar.  Forex Başlangıç

Makale editörlerimiz tarafından yazılmıştır.
Yararlı olması dileğiyle.
Ekonomi öğrencileri buraya gelebilirler.

---
Sponsor Bağlantılar
Istanbul ithalat - ithal Çin ürünleri

Nazım Hikmet Ran Kim

Nazım Hikmet Ran
Nâzım Hikmet Ran (d. 20 Kasım 1901 ya da 15 Ocak 1902, Selanik - ö. 3 Haziran 1963, Moskova), Türk şair ve oyun yazarı. Türkiye’de serbest nazımın ilk uygulayıcısı ve çağdaş Türk şiirinin öncülerindendir. Uluslararası bir üne ulaşmış ve adı 20. yüzyıl’ın ilk yarısında yaşamış olan dünyanın en büyük şairleri arasında anılmıştır.[3] Eserleri birçok yabancı dile çevrilmiştir. Mezarı halen Moskova’da bulunmaktadır. Türkiye Komünist Partisi (TKP) üyesi olup ayrı ayrı toplam on bir davadan yargılanmıştır.
Eserleri birçok ödül almıştır. Ancak Türkiye’deki yaşamının çoğunu hapiste geçirmiş daha sonra Moskova’ya gitmiş ve Türk vatandaşlığından çıkarılmıştır.
1938′de şairin cezaevine girmesiyle yasaklanıp ortadan kaldırılmış olan Nâzım Hikmet şiiri, Türkiye’de ancak ölümünden iki yıl sonra 1965′te yeniden yayına açılmıştır.
Ayrıca günümüzde yazmış olduğu film senaryoları ortaya çıkmıştır.
Üslubu ve başarıları
İlk şiirlerini hece vezni yazmaya başlamasına rağmen içerik bakımından diğer hececilerden uzaktı. Şiirsel gelişimi arttıkça hece vezni ile yetinmemeye ve şiiri için yeni formlar aramaya başladı. Sovyetler Birliğinde yaşadığı ilk yıllar olan 1922-1925 arası bu arama tepe noktasına ulaştı. O dönemdeki birçok şairden farklıydı.
Hece vezninden ayrılarak Türkçenin vokal özellikleri ile harmoni oluşturan serbest vezini benimsedi. Mayakovski ve gelecekçilik taraftarı genç Sovyet şairlerinden esinlendi. Şiirlerinden bir çoğu müzisyen Zülfü Livaneli tarafından bestelendi. Ünol Büyükgönenç tarafından özgün bir şekilde yorumlanmış olan küçük bir kısmı ise 1979′da “Güzel Günler Göreceğiz” ismiyle kaset olarak çıktı. Birkaç şiiri ise Yunanlı besteci Manos Loïzos tarafından bestelendi. Ayrıca bazı şiirleri Yeni Türkü’nün eski üyesi Selim Atakan ve Cem Karaca tarafından bestelenmiştir.
Ailesi
Babası, Matbuat Umum müdürlüğü ve Hamburg konsolosluğu yapmış olan Hikmet Bey, annesi Ayşe Celile Hanım’dır.
Çok güzel ve alımlı bir kadın olan Celile Hanım, bir dilci, eğitimci olan Enver Paşa’nın (Mustafa Celalettin Paşa’nın oğlu) kızıdır. Evinde piyano çalan, ressam denilebilecek ölçüde iyi resim yapan, Fransızca bilen bir kadındır. Annesinin baba tarafından dedesi, Polonya’dan 1848 Ayaklanmaları sırasında Osmanlı İmparatorluğu’na göç eden Polonezlerden Konstantin Borzecki’dir. Bu göçün ardından Osmanlı vatandaşı olunca Mustafa Celaleddin Paşa adını almış ve Osmanlı Ordusu’nda subay olarak görev yapmıştır. Türk tarihinde önemli bir eser olan “Les Turcs anciens et moderns” (Eski ve yeni Türkler) kitabını yazmıştır. Nâzım Hikmet anneannesi tarafından da kuzey kafkasya çerkezlerindendir.
Babası Hikmet Bey, Selanik’te, Hariciye’de (Dışişleri) çalışan bir memurdur. Diyarbakır, Halep, Konya, Sivas valilikleri yapmış olan Nazım Paşa’nın oğludur. Mevlevi tarikatından olan Nazım Paşa aynı zamanda bir özgürlükçüdür. Kendisi Selanik’in son valisidir. Hikmet Bey henüz Nâzım’ın çocukluğunda memuriyetten ayrılır ve ailece Halep’e, Nâzım’ın dedesinin yanına giderler. Orada yeni bir iş, hayat kurmaya çalışırlar. Başarısız olunca İstanbul’a gelirler. Hikmet Bey’in İstanbul’daki iş kurma denemeleri de nihayetinde iflâsla neticelenir ve hiç hoşlanmadığı memuriyet hayatına geri döner. Fransızca bildiği için yeniden Hariciye’ye (Dışişleri) atanır.
Hayatı
Selanik’te doğdu. Aslen 20 Kasım 1901 olan doğum tarihi ailesi tarafından sene kaybetmemesi için 15 Ocak 1902 olarak kaydettirildi.

İlk şiiri ‘Feryad-ı Vatan’’ı 1913′te yazar. Aynı yıl Galatasaray Sultanisi’nde ortaokula başlar. 1917′de Heybeliada Bahriye Mektebi’ne girer. Daha sonra Kurtuluş Savaşı için Anadolu’ya geçer. Fakat sağlık nedenleri ile bahriyeden ayrılmak zorunda kalır. Bu sırada Hamidye Kruvazörü’nde güverte subayıdır.

Bolu’ya öğretmen olarak atanır. Daha sonra Batum üzerinden Moskova’ya giderek Doğu Emekçileri Komünist Üniversitesi’nde siyasal bilimler ve iktisat okur. 1921′de gittiği Moskova’da devrimin ilk yıllarına tanık olur ve komünizm ile tanışır. 1924′te Moskova’da yayınlanan ilk şiir kitabı ’28 Kanunisani’ sahnelenir. O yıl Türkiye’ye dönerek Aydınlık Dergisi’nde çalışmaya başlar. Dergide yayınlanan şiir ve yazılarından dolayı on beş yıl hapsi istenince yeniden Sovyetler Birliği’ne gider. 1928’de af kanunundan yararlanır ve Türkiye’ye geri döner. Bu kez Resimli Ay dergisinde çalışmaya başlar. 1938’de yirmi sekiz yıl hapis cezasına çarptırılır. 12 sene süren tutukluluktan sonra askere alınacağı ve öldürüleceği endişesiyle Sovyetler Birliğine gitmek zorunda kalır. 25 Temmuz 1951 tarihinde Bakanlar Kurulunca ülke vatandaşlığından çıkarılır ve Nâzım Hikmet, mecburen büyük dedesi Mahmut Celaleddin Paşa (Konstantin Borzecki)’nın memleketi olan Polonya vatandaşlığına geçer ve Borzecki soyadını alır. Moskova’da 3 Haziran 1963 tarihinde kalp krizinden ölür.

---
Sponsor Bağlantılar
Istanbul ithalat - ithal Çin ürünleri

Mehmet Akif Ersoy

Mehmet Akif Ersoy

Türk, şair. İstiklal Marşı’nı yazmış, günlük konuşma dilinin şiirle kaynaşmasını sağlayarak halkçı bir nazmın doğuşuna ön ayak olmuştur. İstanbul’da doğdu, 27 Aralık 1936′da aynı kentte öldü. Bir medrese hocası olan babası doğumuna ebced hesabıyla tarih düşerek ona “Rağıyf” adını vermiş, ancak bu yapma kelime anlaşılmadığı için çevresi onu “Âkif” diye çağırmıştır. Babası Arnavutluk’un Şuşise köyündendir, annesi ise aslen Buharalı’dır.
Mehmed Âkif ilköğrenimine Fatih’te Emir Buharî mahalle mektebinde başladı. Maarif Nezareti’ne bağlı iptidaîyi ve Fatih Merkez Rüştiyesi’ni bitirdi. Bunun yanı sıra Arapça ve İslami bilgiler alanında babası tarafından yetiştirildi. Rüştiye’de “hürriyetçi” öğretmenlerinden etkilendi. Fatih camii’nde İran edebiyatının klasik yapıtlarını okutan Esad Dede’nin derslerini izledi. Türkçe, Arapça, Farsça, veFransızca bilgisiyle dikkati çekti. Mekteb-i Mülkiye’nin idadi (lise) bölümünde okurken şiirle uğraştı. Edebiyat hocası İsmail Safa’nın izinden giderek yazdığı mesnevileri şair Hersekli Arif Hikmet Bey övgüyle karşıladı. Babasının ölümü ve evlerinin yanması üzerine mezunlarına memuriyet verilen bir yüksek okul seçmek zorunda kaldı.
1889′da girdiği Mülkiye Baytar Mektebi’ni 1893′te birincilikle bitirdi. Ziraat Nezareti (Tarım Bakanlığı) emrinde geçen yirmi yıllık memuriyeti sırasında veteriner olarak dolaştığı Rumeli, Anadolu ve Arabistan’da köylülerle yakın ilişkiler kurma olanağı buldu. İlk şiirlerini Resimli Gazete’de yayımladı. 1906′da Halkalı Ziraat Mektebi ve 1907′de Çiftçilik Makinist Mektebi’nde hocalık etti. 1908′de Dârülfünûn Edebiyat-ı Umûmiye müderrisliğine tayin edildi. İlk şiirlerinin yayımlanmasını izleyen on yıl boyunca hiçbir şey yayımlamadı.

Ziya Gökalp Hayatı

Ziya Gökalp Hayatı

Ünlü fikir adamı ve şairlerimizden olan Ziya Gökalp, 1876′da Diyarbakır’da doğdu. II. Meşrutiyet’ten başlayarak Türkçülük akımının en büyük temsilcisi sıfatıyla Türk düşünce ve siyaset hayatını kuvvetle etkilemiş, Milli Edebiyat akımı içinde verdiği eserlerle Türk edebiyatının biçim ve dil yönünden yenileşmesini sağlamıştır.
Öğrenimine Diyarbakır’da başlayan Ziya Gökalp, aynı şehirde Askeri Rüştiye’yi (1890) ve Askeri İdadi’yi bitirdi (1894). Ziya Gökalp, tıbbiyelilerin istibdata son vermek için kurdukları İhtilal Komitesine girmiş, okuldaki faaliyetleri ve okuduğu Fransızca kitapların zararlı sayılması yüzünden hapsedilmiştir. Diyarbakır Valisi Halit Bey’in yolsuzluklarına karşı mücadeleye girişen arkadaşlarıyla birlikte yasak yayın okudukları gerekçesiyle tutuklandı (1898). İstanbul’a döndükten sonra da okuldan uzaklaştırıldı.
Ziya Gökalp, hükümlülük süresi dolunca “Zaptiye Nezareti altında bulundurulmak üzere” Diyarbakır’a gönderildi. Burada Siyaset, felsefe ve tarih üstüne incelemeler yaparken, istibdat aleyhine gizli faaliyetlere de katıldı. Bölgede güvenliği sağlamak için kurulmuş Hamidiye alaylarının başındaki Milli aşiret reisi İbrahim Paşa’nın adının karıştığı soygun ve baskın olayları karşısında halkı direnmeğe ve eyleme yöneltti. Halk 3 gün süreyle telgrafhaneyi işgal etti (1905). İbrahim Paşa ve adamlarının cezalandırılması için saraya telgraflar çekildi. Üstelik, Avrupa ve Asya ülkeleri arasındaki haberleşmenin bağlantı noktası olan Diyarbakır telgrafhanesinin bu bağlantıyı kesmesi olayın daha da büyümesine yol açmış ve yabancı ülkeler saraya baskı yapmaya başlamıştı. Konuyu incelemek üzere İstanbul’dan Diyarbakır’a gönderilen soruşturma kurulu Hamidiye alaylarının bir süre sinmesini ve yolsuzluklara son vermesini sağladı. Ancak halkın yakınmasına yol açan yeni olaylar patlak verince, Ziya Gökalp ve arkadaşlarının önderliğinde halk yeniden telgrafhaneyi ele geçirdi. 11 gün süren bu ikinci işgal halkın kesin zaferiyle sonuçlanmış, hükümet İbrahim Paşa ve alaylarını bölgeden uzaklaştırmak zorunda kalmıştır (1907). Gökalp, ilk eseri olan Şaki İbrahim destanında bu olayı anlatır.

Sunay AKIN Biyografi

Sunay AKIN Biyografi

12 Eylül 1962 tarihinde Trabzon’da doğdu. (bu yüzden 18 yaşından beri doğum gününü kutlamamaktadır.) Lise öğrenimini İstanbul Haydarpasa Lisesi’nde tamamladı. İstanbul Üniversitesi Fizik Coğrafya Bölümü’nden mezun oldu.
İlk şiirleri 1984 yılında dergilerde yayınlanmaya başladı. Arkadaşlarıyla birlikte 1989′da Yeni Yaprak şiir dergisini ardından 1990 yılında da Olmaz adlı şiir dergisini çıkardı.
1987 yılında Halil Kocagöz Şiir Ödülü’nü Noktalı Virgül adlı dosyasıyla aldı. 1990 yılında ise Orhon Murat Arıburnu Şiir Ödülü’nü Makiler şiiri ile kazandı.
Anlık ilhamlara dayanan ve genellikle kısa olan şiirleri, Orhan Veli’nin şiirindeki bazı özelikleri günümüzde sürdüren bir yapıya sahiptir. Ayrıca, bu tür şiirlerde genellikle rastlanmayan, yumuşak, lirik bir tonu vardır. Şiirlerinde özellikle ince yergi ögelerini kullanmadaki rahatlığı ile dikkat çeker. Cemal Süreyya’nın etkisinde sürdürdüğü şiirlerde, dil oyunlarına dayalı yoğun bir alaycılık ve şaşırtma; çocuklar ve hüzünle birlikte şairin ilgi ve duyarlılığını göstermektedir.
23 Nisan 2005 tarihinde 11 yıldır dünyanın dört bir yanından topladığı oyuncaklarla, hayali olan İstanbul Oyuncak Müzesi’ni Göztepe, İstanbul’da tarihi dört katlı bir konakta açtı.
ATV’de Hıncal Uluç, Atilla Dorsay ve Nebil Özgentürk ile birlikte Yaşamdan Dakikalar adlı televizyon programını yapmaktadır.
TV8′de ünlü konuklarla sohbet ederek Ramazan Ayı boyunca Mahya Işıkları adlı programı yapmıştır.
Yayımlanmış Kitapları
Kule Canbazı (2004)
Kırdığımız Oyuncaklar (2003)
Onlar Hep Oradaydı (2002)
İstanbul’da Bir Zürafa (2001)
Önce Çocuklar ve Kadınlar (2000)
Ayçöreği ve Denizyıldızı (2000)
62 Tavşanı (2000)
Kız Kulesi’ndeki Kızılderili (2000)
Antik Acılar (1999)
Makiler (1999)
İstanbul’un Nazım Planı… (1999)
Kaza Süsü (1997)
Kırılan Canlar (1997)
Veşaire…Veşaire (1994)
Antik Acılar (1995)
Kaza Süsü (1996)
Makiler (1996)
Şairler Matinesi (1993)
Şiir Cumhuriyeti (1993) - Safa Fersal ile birlikte
Küçük Asker…Küçük Asker… (1995)
Tuncay terzihanesi (2007)

---
Sponsor Bağlantılar
Istanbul ithalat - ithal Çin ürünleri

Fuzuli Kimdir Hayatı

Fuzuli Kimdir Hayatı

Türk Divan şairi. Temelini bireysel duygu ve sevgide bulan bir şiir anlayışını geliştirmiştir. 
Gerçek adı Mehmed b. Süleyman’dır. Kerbelâ’da doğdu, doğum yılı kesinlikle bilinmiyorsa da, kimi kaynaklara göre 1480 dolaylarındadır. 1556′da Kerbelâ’da öldü. Yaşamı, özellikle gençlik dönemi ve öğrenimi konusunda yeterli bilgi yoktur. Şiirde “Fuzûlî” adını, kendi şiirlerinin başkalarınınkilerle, başkalarının şiirlerinin de kendisininkilerle karşılaştırılması için aldığını, böyle bir takma adı kimsenin beğenmeyeceğini düşündüğünden kullandığını, Farsça Divan’ının girişinde açıklar. Ama “işe yaramayan”, “gereksiz” gibi anlamlara gelen “fuzûlî” sözcüğünün başka bir anlamı da “erdem”dir. Onun bu iki kaşıt anlamdan yararlanmak amacını güttüğünü ileri sürenler de vardır. Fuzûlî’nin yaşamı konusunda bilgi veren kaynaklar birbirini tutmamakta, genellikle söylenceyle gerçeği ayırma olanağı bulunmamaktadır. Onunla ilgili güvenilir bilgiler, yapıtlarının incelenmesinden, kimi şiirlerinin açıklanışından kaynaklanmaktadır. Bunlardan anlaşıldığına göre Fuzûlî iyi bir öğrenim görmüş, özellikle İslam bilimleri, tasavvuf, İran edebiyatı konularında çalışmalar yapmıştır. Şiirlerinde görülen kavramlardan simya, gökbilim konularıyla ilgilendiği, İslam ülkelerinde pek yaygın olan ve gelecekteki olayları bildirmeyi amaçlayan “gizli bilimler”le ilişkili bulunduğu anlaşılmaktadır. İslam bilimleri içinde hadis, fıkıh, tefsir ve kelam üzerinde durduğu, gene yapıtlarında yer alan kavramların incelenmesinden ortaya çıkmaktadır. Türkçe, Arapça, Farsça divanlarında bulunan şiirleri, bu üç dili de çok iyi kullandığını, onların bütün inceliklerini kavradığını göstermektedir. Yapıtları incelendiğinde İran şairlerinden Hâfız, Türk şairlerinden de Nesîmî, Nevâî ve Necati’yi izlediği, onların şiir anlayışını, duygu ve düşüncelerini benimsediği görülür. İnanç bakımından Fuzûlî, Şii mezhebine bağlıdır. On iki İmam’a karşı derin bir sevgisi vardır.

AHMET TELLİ Kimdir

AHMET TELLİ Kimdir

1946’da Çankırı’nın Eskipazar ilçesinde doğdu. 
Hasanoğlan ve Pazarören öğretmen okullarında eğitim gördü. Bir dönem köy öğretmenliği yaptı. Ardından Gazi Eğitim Enstitüsü’nü bitirdi. Anadolu’da çeşitli liselerde öğretmenlik yaptı. 12 Eylül’den sonra uzunca bir süre tutuklu kaldı. 1960 sonrası toplumcu gerçekçi şiirimizin ikinci kuşağında yer alan özgün şairlerden. İsmet Özel’den sözcük seçimi ve ses tonu bakımından etkilendi. Romantik ve başkaldırıcı şiiriyle bir yandan da Attilâ İlhan’a yakın durduğu söylenebilir.
ESERLERİ
ŞİİR:
Yangın Yılları (1979)
Hüznün İsyan Olur (1979)
Dövüşen Anlatsın (1980)
Saklı Kalan (1981)
Su Çürüdü (1982)
Belki Yine Gelirim (1984)

ÖDÜLLERİ
1980 Toprak Şiir Ödülü Hüznün İsyan Olur kitabı ile (Metin Altıok’la paylaştı)
1982 Yazko Şiir Özendirme Ödülü Saklı Kalan ile

---
Sponsor Bağlantılar
Istanbul ithalat - ithal Çin ürünleri

ATAOL BEHRAMOĞLU Kimdir

ATAOL BEHRAMOĞLU Kimdir

13 Nisan 1942’de İstanbul Çatalca’da doğdu. İlköğrenimini Kars ve Çankırı’da yaptı. 1966′de Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Rus Dili ve Edebiyatı bölümünü bitirdi. 
1962′de Türkiye İşçi Partisi’ne girerek ilk örgütlenme çalışmalarına katıldı. “Fikir Kulüpleri Federasyonu”nun (FKF) kurucuları arasında yer aldı. “Dönüşüm” dergisininin kuruluş çalışmalarına katıldı, sahipliğini üstlendi. 1970′te İsmet Özel’le birlikte “Halkın Dostları” dergisini çıkardı. Aynı yıl İngiltere’ye, daha sonra Fransa’ya gitti. Paris’te gece kulübü bekçiliği, otel katipliği, öğretmenlik yaptı. 1972′de Moskova Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nde Sovyet edebiyatı üzerine inceleme yaptı. 1974′te Türkiye’ye döndü. İstanbul Şehir Tiyatroları’nda dramaturg olarak çalıştı. 1975′te kardeşi Nihat Behram’la birlikte “Militan” dergisini kurdu. “Sanat Emeği” dergisinin kurucuları arasında yer aldı. 1979′da Türkiye Yazarlar Sendikası’nın genel sekreteri oldu. Yayınevlerinde çalıştı. 12 Eylül harekatından sonra 1982’de Barış Derneği Davası nedeniyle 10 ay tutuklu kaldı. 1984’te Fransa’da Sorbonne Üniversitesi’ne bağlı Centre de Poetique Comparee bölümünde Türk ve Dünya Şiiri üstüne seminerler izledi, çalışmalar yaptı. İlk şiirleri “Ataol Gürus” takma adıyla Yeni Çankırı, Yeşil Ilgaz, Çağrı gibi yerel gazete ve dergilerde yayınlandı. Yükseköğrenimi sırasında Yapraklar, Dost, Evrim, Ataç gibi dergilerde çıkan şiirleriyle dikkat çekti. Bu dönemin şiirlerini biraraya getiren ilk şiir kitabı “Bir Ermeni General” 1965′te basıldı. Gençlik dönemi şiirlerinde Orhan Veli, Attilâ İlhan ve İkinci Yeni şiirinin ortak özellikleri etkin. Gerçek şiir kimliği 1965-1971 arasında Papirüs, Şiir Sanatı, Yeni Gerçek, Yeni Dergi ve Halkın Dostları’nda çıkan şiirleriyle oluştu. Bu şiirlerde toplumcu, etkin bir edebiyat anlayışının örnekleri yer aldı. Toplumcu gerçekçi şiir ilkelelerine yöneldi, şiirini yeni biçim ve tema arayışlarıyla besledi. Çevirileriyle de dikkat çekti. Edebiyat ve kültür üzerine yazdıkları, antoloji ve diğer çalışmalarıyla kuşağının önde gelen yazarları arasına girdi.

ESERLERİ

ŞİİR:
Bir Ermeni General (1965)
Bir Gün Mutlaka (1970)
Yolculuk Özlem Cesaret ve Kavga Şiirleri (1974)
Ne Yağmur… Ne Şiirler… (1976)
Kuşatmada (1978)
Mustafa Suphi Destanı (1979)
Dörtlükler (1983)
İyi Bir Yurttaş Aranıyor (1983)
Eski Nisan (1987)
Türkiye Üzgün Yurdum, Güzel Yurdum (1985)
Kızıma Mektuplar (1985)
Şiirler 1959-1982 (1983)
Bebeklerin Ulusu Yok (1988)
Bir Gün Mutlaka (1991)
Sevgilimsin (1993)
Yaşadıklarımdan Öğrendiğim Bir Şey Var (1991)

DÜZYAZI:
Yaşayan Bir Şiir (1986)
Şiirin Dili-Anadili (1995)
Mekanik Gözyaşları (1997)
Nazım’a Bir Güz Çelengi (1997)
Kardeş Türküleri (1986)

ANI:
Aziz Nesin’li Fotoğraflar (1995)

GEZİ:
Başka Gökler Altında (1996)

OYUN:
Lozan (1992)

MEKTUP:
Genç Bir Şairden Genç Bir Şaire Mektuplar (1995)

ANTOLOJİ:
Büyük Türk Şiiri Antolojisi (2 cilt, 1987)

---
Sponsor Bağlantılar
Istanbul ithalat - ithal Çin ürünleri