28 Eylül 2018 Cuma

Geleceğin Dili - Programlama

Geleceğin Dili -  Programlama

Geleceğin Dili -  Programlama
Geleceğin Dili -  Programlama
Uzmanlar, kodlama için 'yolu çok açık' yorumu yapıyor. Ayrıca kişiler hangi mesleği seçerse seçsin teknolojiye hakim olmaları isteniyor. Genç kuşaklar için de kodlama eğitimi olmazsa olmazlardan biri... Peki, kodlama nedir, kodlama nasıl yapılır? Kodlama kolay öğrenilen bir şey mi? Kodlama bilmek gençlere hangi kapıları açacak? Lincoln Üniversitesi bünyesinde yayın yapan Journal of Media Critiques akademik derginin baş editörü, Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü – Bilişim Bilim Dalı'ndan Dr. Öğretim Üyesi Arif Yıldırım, kodlama hakkında bilinmesi gerekenleri HABERTÜRK'e anlattı.

Kodlama derslerinin anaokuluna kadar indirgenmesi gerektiği konuşuluyor. Yeni neslin muhakkak bilmesi gerekiyor deniliyor. Peki, kodlama nedir? Kodlamanın önemine değinir misiniz?

Kodlama; bir sistemden/makineden/bilgisayardan yapılması istenen şeylerin sistematik bir şekilde bu araçlara anlatılması yöntemidir. Bilgisayarlar için; bilgisayardan beklenilenler için talimatlar bütünüdür. Dijital dünyayı şekillendiren, yöneten kodlardır. Her internet sitesi, akıllı telefonların uygulamaları, bilgisayar yazılımları, oyunları, hesap makineleri, buzdolapları, mikro dalga fırınlara kadar her cihaz çalışabilmek için bu kodlara ihtiyaç duyar. Bu da, kod yazanları dijital çağın mimarları, inşacıları haline getirir. Gelecek; reel dünyanın, sanal dünyadan inşası ile şekillenecektir.

Kodlamanın yararları nelerdir? Kodlama nasıl yapılır?

Yararları konusu birkaç boyutta ele alınması gereken bir konu: Standart bir kullanıcının temel düzeyde kodlama bilmesi sadece sistemi daha iyi anlama ve kullanma düzeyinde bir fayda sağlayacaktır. İleri düzey kullanıcının, ileri düzey kodlama bilmesi hem bireysel hem ülke ekonomisinin refah düzeyine katkısı olacaktır. Bir de ülke olarak iyi kodlama yapabiliyor olmak, üretiyor olmak boyutu var ki; bunun da en basit olarak yazılımsal dışa bağımlılığın azaltılması ve yazılım, fikir ihracatının büyük getirilerinden faydalanan bir ekonomi anlamına gelmektedir. Mevcut yüzyıl akılla bilgi üretme ekonomisi üzerine kuruludur. Kodlama, tanımım itibariyle bir işin yapılma yöntemi ve bu yöntemi belirleyen dillerdir. Kodlamaya başlamadan önce “ne isteniyor?”, “amaç ne?” vb. soruların cevapları verildikten sonra “nasıl?” soruları karşımıza gelir ki bu da sizin uygulanacak/tasarlanacak “algoritmayı” belirlemenizi zorunlu kılar. Bütün bunlar da bir kodlama eyleminin bir parçası olduğu gibi asıl kodlama/üretme aşaması bu noktadan sonra; yapılması istenen iş için belirlenen algoritma doğrultusunda kullanılacak kodlama dilinin belirlenmesi süreci ile başlar. Kodlama bir dil ailesinden olan yabancı bir dil vasıtasıyla yapılır.

Kodlama dilleri nelerdir?

Amaçlarına göre değişmekle birlikte bilgisayar dünyasının dilleri zaman içinde değişiklikler de göstermektedir. Yok olmuş, unutulmuş, yetersiz kalmış diller olduğu gibi, kendini geliştiren geçmişin bir döneminden bugüne ayakta kalmış veya tamamen zamanın şartları doğrultusunda yeni türemiş diller de bulunmaktadır. En yaygın diller olarak; Java, Python, C++, C#, Javascript, PHP, Perl gibi diller ve yeni olarak da Swift, Ruby, Rust, Elixir, Scala, R dilleri sayılabilir.

Kodlama kolay öğrenilen bir şey mi?

Bir yabancı dilin sıfırdan öğrenilmesi ile kıyaslanabilir ya da bir dil ailesinden dil veya diller öğrenmekle kıyaslanabilir bir süreçtir, fakat kodlama öğrenmek için biraz da matematik bakışına sahip olmak, o altyapıya ihtiyaç vardır. Kolay öğrenilir mi sorusu da farklılık gösterir kişiden kişiye, kimisi için bisiklete biner binmez pedal çevirmeyi başarır, kimisi içinde destekleyici tekerlerin varlığı ile pedal çevirmeyi, dengede kalmayı başarır.

Kodlama bilmek gençlere ne kazandıracak? Hangi kapıların açılmasını sağlayacak?

Dijital çağ henüz ilkel boyutunu yaşıyor ve bizler bunun içinde yaşarken bu emekleme sürecinin pek farkına varamıyoruz. Daha da ilerleyeceğini, gelişeceğini şu an hayalini bile kuramayacağımız ya da bilim kurgu filmlerindeki gibi bir geleceğe doğru gittiğimizin pek de farkında değiliz. Belirtmek gerekir ki, bu geleceğe bir sabah uyandığımızda ulaşmış olacağımız bir durum değildir. Gençlere ne sağlayacak noktasında işte bu gelişim sürecindeki dijital çağın içinde kalmayı ve bundan her anlamda faydalanmayı sağlayacaktır. Her yıl iş kavramları, türleri değişiklikler göstermekte, şekillerde yöntemler değişmekte ve yeni iş/meslek dalları ortaya çıkmaktadır. Kodlama bu yeni iş dünyasında tutunmaya faydası olacak özel bir alan olma durumundadır.

Dr. Arif Yıldırım

Kodlamayı kolay öğrenebilmek için önerebileceğiniz şeyler nelerdir?

Kodlama öğrenmek için öncelikle zaman ve çaba gösterilmesinin bilinmesi ve temel düzeyde bile olsa İngilizce ve matematik bilgisinin olması gerekmektedir. Ayrıca öğrenilecek dilin ihtiyaçları ve amaçları çerçevesinde doğru olarak belirlenmesi amaca giderken zaman ve emek tasarrufu sağlayacaktır. İnternet; doğru kullanıldığında en büyük kaynaktır bu noktada. Codeschool, Udacity, Khan Academy, Udemy, Code Academy, Lynda.com, W3Schools, Google Developers, Code.org vb. online kaynaklar ile gerekli zaman ve çaba gösterildiğinde öğrenilebilir.

Dünyada kodlama ne durumda?

Bu işin kontrolünü ticaretini yönlendiren gelişmiş ülkelerde kodlama ciddi bir iş kaynağı ve üretim noktasında da ileri düzeylere ulaşmış durumdadır. Bir de konunun önemini fark edip gerekli akılcı politikaları uygulamaya geçirip ilerlemiş veya ilerleme gösteren Estonya gibi ülkeler göze çarpmaktadır. Hindistan’da bu noktada gerek ilerlemesi ve uyguladığı politikalarla göz ardı edilmemesi gereken bir ülkedir. Serbest olarak kod yazanlara ulaşabileceğiniz platformlardaki yazılımcıların/kodlayıcıların büyük çoğunluğunun Hint kökenli olması dikkat edilmesi gereken bir husustur.

Sizce kodlama kaçıncı sınıftan itibaren ders olarak görülmeli?

Bunu iki yönden ele almak gerekiyor. Birincisi; herkesin kodlama bilip bilmemesi gerekliliği. Kodlama çok spesifik bilgi, birikim, ilgi ve istek gerektiren bir olgudur. Herkes bu konudan, kodlama yapmaktan zevk alabilir noktası çelişkilidir. Zor bir süreçtir ve bunu şu şekilde algılamak gerekir; Cin Ali bile çizemeyen öğrenciden yağlı boya tablo yapmasını beklemekle aynı şeydir. İkincisi ise eğitiminde belli bir yaş aralığına indirilecekse anaokulu gibi bunun oyunlarla öğretilmesi en doğru yöntem olarak gözüküyor. Massachusetts Teknoloji Enstitüsü, Medya Laboratuvarı Yaşam boyu Anaokulu araştırma grubunun ücretsiz kullanılabilecek bir projesi olan Scratch (https://scratch.mit.edu) çocukların kodlama eğitimi almasında gösterilebilecek en güzel örnektir.
--
Kaynak: https://www.haberturk.com/kodlama-gelecegin-meslegi-peki-kodlama-nedir-nasil-yapilir-2157190
---
Akblog.NET

Merkez Bankası'nın sahibi kim?

Merkez Bankası'nın sahibi kim?

Merkez Bankası'nın sahibi kim?
Merkez Bankası'nın sahibi kim?
Mahfi Eğilmez Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) hisselerinin çoğunun yabancılarda olduğu efsanesini yazdı
Son yıllarda şehir efsanelerinin sayısında artış var. Giderek bilimden uzaklaşan insanlar, kulaktan duyma dedikodulara inanarak ve bu duyduklarını sanki araştırmış da bulmuş gibi birbirlerine anlatarak sürekli şehir efsaneleri üretilmesine alet oluyor. Son zamanların yaygın şehir efsanelerinden birisi de Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) hisselerinin çoğunun yabancılarda olduğu ve dolayısıyla Merkez Bankası’nın onların etkisinde karar aldığı safsatası. Bu şehir efsanesini çökertmek için incelemeye Osmanlı’dan başlamamız gerekiyor.

1856 yılında İngiltere Kraliçesi Victoria’nın fermanıyla merkezi Londra’da bulunan İngiliz sermayeli Ottoman Bank (Osmanlı Bankası) kuruldu. Bir süre sonra Osmanlı devlet bankası işlevlerini görmeye başlayan Banka 1863 yılında ilk Osmanlı banknotlarını çıkarmaya başladı. Aynı yıl İngiliz-Fransız ortaklığı şeklinde yeniden örgütlendirildi ve Bank-ı Osmani-i Şahane (Osmanlı Bankası) adıyla Osmanlı İmparatorluğu’nun merkez bankası konumuna geldi. Böylece Osmanlı İmparatorluğu’nun parasını adı Osmanlı olan ama aslında İngiliz ve Fransız ortak sermayesine dayanan bir banka basar ve tedavüle sokar oldu.

Cumhuriyetin kurulması sonrasında milli bir merkez bankası kurulması çalışmalarına başlandı. Bu çalışmaların sonucunda 1715 sayılı Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Kanunu 30 Haziran 1930 tarihinde yürürlüğe girdi. Böylece Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, sermayesi yabancılara ait olan Osmanlı Bankası’nın yerine devletin merkez bankası olarak faaliyete başladı. Osmanlı Bankası ise Türkiye’de faaliyette bulunan bir ticari banka statüsüne geçmiş oldu. Bir anonim şirket statüsü taşıyan Merkez Bankası’nın sermayesi kuruluşunda 150.000 hisseden oluşuyordu. Bu hisselerin en çok 15.000 adedi yani yüzde 10’u milli bankalar dışında kalan diğer bankalarla imtiyazlı şirketlerin elinde bulunabiliyordu.

Halen yürürlükte bulunan Merkez Bankası kuruluş kanunu 14 Ocak 1970 tarihli ve 1211 sayılı Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Kanunu’dur. Bu kanunun 5 ila 11. maddeleri Banka’nın sermaye yapısını ve hisse senetlerini düzenliyor. Bir anonim şirket olarak kurulmuş olan TCMB, 250.000 adet hisseye bölünmüş olan 25.000 TL'lik bir sermayeye sahip bulunuyor. Bu 250.000 adet hisse senedi (A), (B), (C) ve (D) olmak üzere dört sınıfa ayrılıyor.

2016 yıl sonu itibariyle TCMB sermayesinin yüzde 55,12’sini temsil eden (A) sınıfı hisse senetleri Hazine’nin elindedir (yasa gereği Hazine’nin elinde bulunacak hisse senetlerinin oranı toplam sermayenin yüzde 51’inden aşağıya düşemez.)

Sermayenin yüzde 25,74’ünü temsil eden (B) sınıfı hisse senetleri Türkiye'de faaliyette bulunan milli bankaların elindedir.
--
---
Akblog.NET

26 Eylül 2018 Çarşamba

Konkordato Nedir Ne demek

Konkordato Nedir Ne demek

Konkordato Nedir Ne demek
Konkordato Nedir Ne demek
İflas anlaşması veya konkordato batık durumdaki şirketlerin borçlarını karşılayabilecekleri koşullar dahilinde ödemek için alacaklılarıyla yaptıkları anlaşma. 
Aslında yukarıdaki açıklamanın temelinde yatan temel ana mananın çıkışı tarihte "Papalık makamıyla başka hükümetler arasında yapılan anlaşmalar" için kullanılmıştır. 

Kısaca özetler isek; iflas öncesi son çıkış diyebiliriz. 
--
---
Akblog.NET

19 Eylül 2018 Çarşamba

Diz ağrısı nedenleri nelerdir

Diz ağrısı nedenleri nelerdir?

Diz ağrısı nedenleri nelerdir
Diz ağrısı nedenleri nelerdir
Diz ağrıları neden olur? Diz ağrılarının tedavisi nasıldır? Uzm. Dr. Muzaffer Gökhan Kahraman ve Op. Dr. Taner Özdemir anlattı.
Medicana Bahçelievler Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Uzm. Dr. Muzaffer Gökhan Kahraman diz ağrılarının oluşması ve tedavisi hakkında bilgi verdi.

Yoğunlaşan iş hayatı, spora olan ilginin artması, kişilerin bilinçlenmesi ve ağrıların ciddiye alınması sebepleri ile diz ağrılarından dolayı hekime başvurular artıyor. Bazı hastalarda ise bu durum tam tersinedir. Uzun yıllar diz ağrılarını krem ve ilaçlar ile geçirmeye çalışan hastalar incelemeye alındığında geçmişte yaşanmış düşmeler, menisküs hasarları, kilolu olmaları ya da zamanında kilo verememelerinden dolayı fizik tedaviden fayda görmedikleri ortaya çıkmıştır.

Her ne sebeple olursa olsun diz ağrıları, insanı hayattan koparan, günlük fiziki hareketlerini engelleyen, depresyonu tetikleyen sosyal bir hastalıktır. Diz ağrıları yaş grubu ve oluş şekillerine göre ikiye ayrılır. Yaş grubuna göre ağrılar; çocukluk, erişkin ve yaşlılık ağrılarıdır. Oluş şekillerine göre ağrılar ise büyümeye, yapılan sporlara, yaş ilerlemesine, kemik erimesine ve kireçlenme denen kıkırdak dokunun aşınmasına bağlı oluşur.

Çocuklardaki diz ağrılarının nedenleri neler olabilir?

Çocukluk yaşlarda diz ağrıları genellikle büyüyen kemiklerin ağrıları olarak karşımıza çıkmaktadır. Bisiklete binmek, koşmak, zıplamak ile artış gösteren bu ağrılar genellikle 14-15 yaşında büyümenin yavaşlaması ile azalmakta ve ciddi tedaviye ihtiyaç duymamaktadır. Yine çocukluk yaşlarında düşme çarpma travma yolu ile diz bölgesinde kırıklar, çıkıklar ve yumuşak doku hasarları meydana gelir. Bu hasarlar diz ağrısı yapacağı gibi yapısal bazı menisküs lezyonlarında çocukluk ve büyüme yaşlarında kilitlenme ve şişlik yapabilmektedir. Bu yaşlarda asıl sıkıntılı ağrıların nedeni, dizi tutan kötü huylu ve hızla ilerleyen tümörlerdir. Teşhis ve tedavisine geç kalınan diz ağrılarında ciddi uzuv kayıpları yaşanabilir.
Erişkin yaşlarda diz ağrıları aktif iş hayatı, trafik kazaları, kırılma, çıkma, yumuşak doku zedelenmesi nedeniyle karşımıza çıkar. Bu ağrıların sonucu genellikle menisküs yırtıkları, kopmaları, ön çapraz bağ hasarlarıdır.

Menisküsün belirtisi diz ağrısı!

Menisküsler, herkeste olan, dizlerin arasında bulunan, kemiklerin birbirine sürtmesini engelleyen kıkırdak kıvamlı sert yapılardır. "Menisküs olmuşum" demek, bu yapıların yırtılması, kopması ya da zedelenmesi manasında, hastalarımızın kullandığı bir tabirdir. Bu hastalığın ilk bulgusu diz ağrısıdır. Dizde kilitlenme, şişlik, harekette zorluk, kıvıramama, merdiven inip çıkmada zorluk şikâyetleri de eşlik edebilmektedir.

Yaşlılık aslında diz ağrılarına sebep değil

65 yaş üzerindeki kişilerde diz ağrılarının asıl nedeni kıkırdak dokunun hasar alması sonucu oluşan "kireçlenme" dediğimiz hastalıktır. En sık görülen rahatsızlıklardan biridir. İlaca, fizik tedaviye, istirahate dirençli olup genellikle cerrahi yol ile tedavi edilen bir hastalıktır.

Diz ağrıları; ortopedi, fizik tedavi, diyetisyen ve psikiyatrinin birlikte çalışmasını gerektiren bir hastalıktır. Tedaviye medikal, fizik tedavi, diyet, artroskopi müdahaleleri ile başlanır. Bu müdahalelerin yetmediği durumlarda diz protezi denen ve o eklemin kıkırdak yüzeylerinin değişimi olarak bilinen operasyon uygulanır. Bu operasyon yaklaşık 1-2 saat kadar sürer ve ertesi gün hastanın ayağa kalkıp yürümesine olanak sağlar. Gün geçtikçe hareket kabiliyetinin artması ile hastaya yüksek moral veren, ağrılarını azaltan ve hayata bağlayan bir yöntemdir.

Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Uzm. Dr. Muzaffer Gökhan Kahraman “Hayatımızı kısıtlayan, hareketimizi engelleyen, bize acı veren bu şikayetler için yaşımız ne olursa olsun, nedeni ne olursa olsun en kısa zamanda ilgili hekimlere başvurup gerekli tıbbi müdahaleler başlatılmalı” diye konuşuyor.

Diz ağrısı tedavisi nasıl olur?

Anadolu Sağlık Merkezi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Op. Dr. Taner Özdemir diz ağrısına karşı yapılması gerekenleri sıraladı.

Yoğun fiziksel aktivite gerektiren bir meslek söz konusuysa, işyeri hekimiyle görüşülerek gerekli önlemlerin alınması gerektiğini vurgulayan Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Op. Dr. Taner Özdemir, bazı diz rahatsızlıklarının acil cerrahi müdahaleye gereksinim duyduğunu belirterek, bazı rahatsızlıkların da uzun bir rehabilitasyon gerektiren bir tedaviye gerek duyduğunu söyledi. Op. Dr. Özdemir, “En çok bilinen diz rahatsızlığı menisküs olsa da dizde oluşabilecek sorunlar bununla sınırlı kalmıyor” dedi.

Dizde şişlik veya kilitlenme oluyorsa doktora başvurulmalı

Dizde bir darbe sonucunda şişlik, hareket kısıtlanması varsa, yürürken dizde anormal bir durum hissediliyorsa veya dizde kilitlenme durumu oluyorsa mutlaka doktora başvurulması gerektiğini söyleyen Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Op. Dr. Taner Özdemir, “Dizdeki şişliğe, şişen bölgede ısınma ve yüksek ateş eşlik ediyorsa, acil cerrahi müdahale gerektiren bir durum söz konusu olabilir ve hemen doktora gitmek gerekir” ifadelerini kullandı.

Sportif aktivite diz ağrısına neden olabilir

Diz ağrılarının nedenlerinin öncelikle yaş, meslek grupları ve sportif aktivite yoğunluğuna göre farklılık gösterdiğine dikkat çeken Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Op. Dr. Taner Özdemir “Ağrılar, dizin aktiviteler sonucunda yaralanması, çeşitli nedenlerle oluşan mekanik problemler ya da artrit hastalıklardan kaynaklanıyor olabilir. Bunların dışında, nadir olarak görülen bazı anormallikler de diz ağrılarına sebep olabiliyor” şeklinde konuştu.



Diz kapağının tam ortada olmaması diz ağrısı sebebi
Diz kapağının anatomik olarak olması gereken yerin, dizin tam ortası olduğunu belirten Op. Dr. Taner Özdemir sözlerine şöyle devam etti: “Bazı nedenlerle diz kapağı tam ortada olmayabiliyor. İlk bakışta pek önemli bir sorun olarak görülmese de bu anomaliye sahip olanların çeşitli diz rahatsızlıkları yaşama riski daha yüksek.”

"Sporcu hastalığına" dikkat

Spor yapmanın sağlık için son derece gerekli olduğunu vurgulayan Op. Dr. Taner Özdemir, “Ancak yoğun sportif faaliyet ve aşırı yüklenmek çeşitli rahatsızlıklara, hatta bazen geriye dönüşü olmayan hasarlara neden olabilir” dedi ve ekledi: “Diz bağlarındaki yaralanmalar ve menisküs yırtıklarının halk arasında ‘sporcu hastalığı’ olarak bilinmesinin nedeni de bu. Diz bağlarının yaralanması, genel söylemiyle ‘ön çapraz bağ yaralanması’ oldukça sık rastlanan bir durum. Genellikle sportif aktiviteler sırasında ya da ağır iş sonucunda meydana geliyor. Menisküs de yoğun spor yapanlarda ve çalışırken sürekli diz çökenlerde daha çok görülüyor.”

Çocuklar dize aşırı yüklenmemeli

Çocuklar söz konusu olduğunda dikkat ve hassasiyet gösterilmesi gerektiğini vurgulayan Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Op. Dr. Taner Özdemir, “Spor yaparken aşırı yüklenmek özellikle çocuklar açısından tehlikeli. Çocuklar spor yaparken, fazla yüklenme nedeniyle dizde çeşitli rahatsızlıklar ortaya çıkabilir. Çocuklarda kemikler ve epifiz kıkırdaklar çok yumuşak olduğu için aşırı yüklenme, dizin ön kısmındaki yumuşak kıkırdak parçasının zedelenmesine, çeşitli rahatsızlıklar oluşmasına neden olabilir” uyarısında bulundu.

Ağrıyan diz sıkı sarılmamalı

Dizde şişlik ve ağrı olduğu takdirde buz uygulanarak dizdeki ağrı ve ödemin azaltılabileceğini belirten Op. Dr. Taner Özdemir, “Uzanın ve ayağınızın altına bir destek yerleştirin. Ayrıca diz çok sıkı olmamak kaydıyla bandajla da sarılabilir” dedi.

--
Kaynak: https://hthayat.haberturk.com

Akblog.NET

18 Eylül 2018 Salı

İşsizlik Maaşı Almak

İşsizlik Maaşı Almak


  • Kendi istek ve kusuru dışında işini kaybedenler; hizmet akdinin feshinden önceki son 120 gün içinde prim ödeyerek sürekli çalışmış olmak kaydıyla son üç yıl içinde en az 600 gün süre ile işsizlik sigortası primi ödemiş olmak ve hizmet akdinin feshinden sonraki 30 gün içinde İŞKUR birimine doğrudan veya elektronik ortamda (www.iskur.gov.tr) başvurarak iş almaya hazır olduğunu bildirmek koşulu ile işsizlik sigortası hizmetlerinden yararlandırılmaktadır. Mücbir sebepler dışında 30 gün içerisinde başvurulmaması halinde, başvuruda gecikilen süre, toplam hak sahipliği süresinden düşülmektedir.
  • Hizmet akdinin feshinden önceki son üç yıl içinde; 600 gün (900 - 1080) sigortalı olarak çalışıp işsizlik sigortası primi ödemiş olanlara 180 gün (240 - 300) süre ile işsizlik ödeneği verilmektedir.
  • Günlük işsizlik ödeneği miktarı, günlük brüt asgari ücretin yüzde seksenini geçmemek üzere sigortalının son dört aylık prime esas kazançları dikkate alınarak hesaplanan günlük ortalama brüt kazancının yüzde kırkıdır.
  • Ödenek miktarı ve süresine yapılan itirazlar SGK kayıtları esas alınarak sonuçlandırılır.
  • Fesih nedenine yapılan itirazlar, feshin Kanun kapsamında yapıldığını kanıtlayan somut bir belge (İhbar ve/veya kıdem tazminatı alındığını gösterir belge, işverence işçiye yapılmış olan fesih bildirimi yazısı ya da kesinleşmiş mahkeme kararı ya da vs.) ibraz edilmesi gerekmektedir.
  • İşsizlik ödeneğine hak kazananlar, her ayın 5’inde kimlikleri ile birlikte her hangi bir PTT şubesine başvurarak işsizlik ödeneklerini alabilirler.
  • İŞKUR sigortalı işsizlerin hesabı üzerinde her türlü işlemi yapabilir. Altı ay süreyle işlem görmeyen hesap bakiyeleri İşsizlik Sigortası Fonu emanet hesabına iade edilir. Sigortalı işsizler İŞKUR birimlerine başvurarak ödeneklerini alabilir.
  • 5510 sayılı Kanun gereğince, işsizlik ödeneği alanlar ile bakmakla yükümlü olduğu kişiler genel sağlık sigortalısı kapsamında sağlık hizmetlerinden yararlanabilir. Provizyonu sorunu yaşanması halinde en yakın İŞKUR birimine başvurulması gerekmektedir.
  • İşsizlik ödeneği alırken gelir getirici bir işte çalışmaya başlayanların (bir gün dahi olsa) işe girdiği tarihi takip eden günden başlayarak 15 gün içinde en yakın İŞKUR birimine bilgi vermeleri gerekmektedir. Hizmet akdine tabi olarak işçi statüsünde yapılan çalışma, kendi nam ve hesabına yapılan çalışma (tarım sigortalısı dâhil) ve devlet memuru olarak yapılan çalışma (5510/4 a-b-c) bu kapsamda değerlendirilir. İsteğe bağlı sigortalı olanların ödeneği kesilmez (isteğe bağlı işsizlik sigortalısı ile muafiyet belgesi olan isteğe bağlı sigortalılar hariç).
  • İşsizlik ödeneği almakta iken; 

  • * İŞKUR tarafından teklif edilen mesleklerine uygun ve son çalıştıkları işin ücret ve çalışma koşullarına yakın ve ikamet edilen yerin belediye mücavir alanı sınırları içinde bir işi haklı bir nedene dayanmaksızın reddeden sigortalı işsizlerin ödenekleri tekrar başlatılmamak üzere kesilir
  • * Gelir getirici bir işte çalıştığı veya herhangi bir sosyal güvenlik kuruluşundan yaşlılık aylığı aldığı denetim sonucu tespit edilen sigortalı işsizlerin ödenekleri tekrar başlatılmamak üzere kesilir. 
  • * İŞKUR tarafından; önerilen meslek geliştirme, edindirme ve yetiştirme eğitimini haklı bir neden göstermeden reddeden veya kabul etmesine karşın devam etmeyen ve haklı bir nedene dayanmaksızın yapılan çağrıları zamanında cevaplamayan, istenilen bilgi ve belgeleri öngörülen süre içinde vermeyenlerin ödenekleri kesilir. Bu hallerin sona ermesi durumunda, ödemelere yeniden başlanır. Bu suretle yapılacak ödemenin süresi başlangıçta belirlenmiş olan toplam hak sahipliği süresinin sona erdiği tarihi geçemez.
  • Herhangi bir sebeple (ödenek ödenen dönemde işe giriş, emeklilik vs.) sigortalı işsizlere yapılan fazla ödemeler ilgililerin kusurundan kaynaklanıyorsa yasal faizi ile birlikte tahsil edilir. Hesabından ödeneği almayanlara yasal faiz uygulanmaz, borcuna karşılık tahsil edilir. Borcun taksitlendirilmesi mümkündür. Ancak, taksit miktarı brüt asgari ücretin 1/10 undan az olamaz. Ödeme yapılmaması halinde yasal yollardan takip işlemi başlatılır.
  • İkamet adresinin değişmesi, sosyal güvenlik kuruluşundan yaşlılık aylığı alınması, askere gitme, silâhaltına alınma, çalışmaya başlama (işçi, memur veya kendi nam ve hesabına çalışan), mahkeme kararıyla işe iade edilme, yetkili sağlık kuruluşunca istirahatli kılınma, yurtdışına çıkma, tutuklanma, hüküm giyme, hallerinde durumun İŞKUR’a 15 gün içinde bildirilmesi gerekmektedir.
  • Askere gitme nedeniyle yapılan fesihlerde terhis tarihini izleyen 30 gün içinde terhis belgesi ile birlikte başvurulması gerekmektedir.
  • Sigortalı işsiz tarafından verilen bilgilerdeki eksiklik veya yanlışlık nedeniyle yapılan fazla ödemeler yasal faizi ile birlikte tahsil edilecektir.
  • Ödeneğe hak kazanılmaması halinde daha önce başlatılabilecek şekilde kesilen/durdurulan ödenek (varsa) yeniden başlatılacaktır.
Kaynak: turkiye.gov.tr - Devlet resmi sitesi.

Uyuz nedir Neden olur Belirtileri tedavisi

Uyuz nedir? Neden olur? Belirtileri ve tedavisi

Uyuz nedir Neden olur Belirtileri tedavisi
Uyuz nedir Neden olur Belirtileri tedavisi
Uyuz küçük bir akar türünün neden olduğu bir cilt hastalığıdır. El, koltuk altı, karın, parmak aralarında kaşıntı ve döküntüye neden olur. Dünya genelinde oldukça yaygın halk sağlığı sorunu olan uyuza mikroskopik bir akar türü olan Sarcoptes scabei neden olur. Böcek benzeri bu akarın deri altına yerleşmesi ile ortaya çıkan hastalık; vücudun farklı bölgelerinde kaşıntı, döküntü ve cilt yaralarına da neden olabilir. Daha çok hastane, huzurevi, askeri kışlalar, bakım evleri gibi kalabalık ortamlarda aynı kıyafetleri giyen, aynı yatağı veya aynı havluyu paylaşan kişiler arasında daha kolay yayılır. Uyuz hastalığı, sanılanın aksine kedi ve köpek gibi hayvanlardan insana bulaşmaz. Geceleri yoğun şekilde kaşıntıya neden olan hastalık zamanında tedavi edilmediğinde ciltte yaralar oluşturabilir. Genellikle uyuz kremi, merhem ve solüsyon ile kısa süre içinde kolayca tedavi edilir.

Uyuz hastalığı nedir? 

Sarcoptes familyasına ait bir çeşit akar türü olan uyuz böceği; deri altına girdiğinde burada yumurtlar; deri altında delikler ve tüneller açarak hızla ürer. Yetişkin dişi akar, yumurtalarını derinin üst katmanı olan epidermis isimli cilt tabakasına yerleştirdikten sonra tüm hayatı boyunca insan derisinde yaşayabilir.

Uyuz neden olur?  

Uyuz paraziti taşıyan biriyle doğrudan temas eden kişiler hastalığı kolayca kapabilir. Cinsel yolla da bulaşan parazit, ev halkı arasında da bir salgın şeklinde yayılabilir. Irk, cinsiyet ya da herhangi bir sosyal sınıf ayırt etmeksizin yayılan bu hastalık; daha çok çocuk bakım tesisi, huzurevi ve cezaevi gibi kalabalık ortamlarda yaşamını sürdüren kişilerde daha yaygın görülür. Bu parazit bulaşan kişi; herhangi bir belirti taşımadan da sağlıklı bir kişiye paraziti bulaştırabilir.

Uyuz hastalığının belirtileri

Daha çok geceleri görülen şiddetli kaşıntı
Genellikle parmak aralarında, dirsek, bilek, bel, kalça, koltuk altında görülen ve sivilceye benzeyen kırmızı renkli kabarcıklar, yaralar ve döküntüler
Yaygın şekilde kızarıklık ve döküntüler; baş, yüz, boyun, sırt ve tüm bedende
Uyuz bulaşan kişinin cildinde bazen dişi uyuz akarının deri yüzeyinin hemen altında tünel açması nedeniyle, minik oyuklar görülebilir
Uyuz akarları, genellikle parmaklar arasında, bilekteki deri büklümlerinde, diz, dirsek, penis, göğüs ya da omuz bıçaklarında yaşamını sürdürürler.
Bir kişiye ilk kez bu akarlar bulaştırdığında, belirtiler ilk bir-iki ay (2-6 hafta) ortaya çıkmayabilir ancak buna rağmen bu kişiler hastalığı çevrelerine bulaştırabilirler. Bir kişi daha önce uyuz kapmışsa ikinci bulaşta hastalık daha erken ortaya çıkabilir. Yoğun kaşıntılara neden olan hastalık neden olduğu cilt tahrişleri nedeniyle başka cilt enfeksiyonlarının gelişmesine de neden olabilirler.

Uyuzun en yaygın belirtisi, kaşıntı ve deride kızarıklıktır. Bunun nedeni uyuza neden olan parazitinin dışkısı nedeniyle ciltte oluşan alerjik reaksiyondur. Özellikle geceleri görülen şiddetli kaşıntı, uyuzun ilk görülen en yaygın belirtisidir. Bir sivilceye benzeyen kaşıntılı kabarcıklar yaygın görülür. Kaşıntı ve döküntüler vücudun çoğunu etkileyebilir veya sadece bilek, dirsek, koltuk altı, cinsel organ çevreleri, omuz ve kalça çevrelerinde bölgesel olarak da görülebilir.

Crusted kabuklu uyuz hastalığı nedir? 

Daha çok bağışıklık sistemi düşük, engelli ve yaşlı kişilerde görülen kabuklu uyuz hastalığı; kişinin cildinde çok sayıda uyuz paraziti ve yumurtası içeren kalın kabuklar şeklinde gelişir. Bu hastalığa yakalan kişinin vücudunda yaklaşık 2 milyon kadar uyuz paraziti ya da yumurtası bulunur. Bu kişiler; hastalığı bir diğer kişiye daha kolay bulaştırabildikleri için acilen tıbbi tedavi almaları gerekir.

Kabuklu uyuzdan muzdarip kişinin kullandığı giyim eşyaları, mobilyalar, yatak örtüleri ile temasa eden kişiler; ciddi şekilde uyuza yakalanma riski taşırlar.

Kabuklu uyuz kimlerde görülür: 


  • Beyinle ilgili nörolojik rahatsızlığı olanlarda
  • Yaşlı kişilerde
  • Küçük çocuklar ve hamile kadınlarda
  • Engellilerde
  • Down sendromlu hastalarda
  • HIV, AIDS gibi bağışıklık sistemini zayıflatan bir hastalığı bulunanlarda
  • Kemoterapi gören kişilerde, Derinin pul pul soyulması riski ile yüzleşmek zorunda kalan bu hastalar; ‘stafilokok’, impetigo (iltihaplı isilik), ‘streptokok enfeksiyonu’ gibi bakteriyel hastalıklara da kolaylıkla yakalanabilirler. 

Uyuz hastalığı komplikasyonları 

Ciddi anlamda yoğun bir kaşıntı ile karşılaşan uyuz hastalarında, derinin sürekli kaşınması ve tahrip olmasına bağlı olarak, değişik cilt problemleri ortaya çıkabilir. Cilt yaralarında bazen iltihaplanmalara da rastlanabilir. Hatta iltihaplanmaların ilerlediği durumlarda hastada böbrek iltihabı bile gelişebilir. Bu yüzden uyuza yakalanan kişilerin erken evrede tedavi edilmesi çok önemlidir.

Norveç uyuzu olarak da isimlendiren kabuklu uyuz hastalığına yakalanmış kişilerin cildinde uyuzun karakteristik belirtileri olarak kabul edilen kaşıntı, kızarıklık, deride pullanma ve su kabarcıkları görülmeyebilir. Vücutta bulunan parazitlerin çokluğunedeniyle bağışıklık sistemi oldukça zayıflar, özellikle yaşlı hastaların içinde bulunduğu nörolojik durumlar; belirtilerin görülmesini engelleyebilir.

Ancak bu kişilerde belirtilerin görülmemesi; uyuzun diğer sağlıklı kişilere kolaylıkla bulaşamayacağı anlamına gelmez. Aksine kabuklu uyuz rahatsızlığına yakalanan kişilerin başka bir kişiyle el sıkışması bile parazitin sağlıklı kişiye sıçraması için yeterlidir.

Uyuz teşhisi 

Hastalığının teşhisinde öncelikle belirtilerin doğru teşhis edilmesi için fizik muayene yapılır. Bazı durumlarda hastalığın teşhisini doğrulamak için doktor, bir iğne yardımıyla uyuz akarlarını

Doktorunuz cildinizden doku örneği alarak ve bunu bir takım testlerden geçirerek, cildinize uyuz akarının ve yumurtalarının yerleşip yerleşmediğini kesin olarak teşhis edebilir.

Uyuz tedavisi

Uyuzun tedavisinde daha çok krem ve losyonlar kullanılır. Uyuza yakalanan kişinin yanı sıra hastanın ailesinin ve hasta ile yakın temasa geçenlerin de tedavi edilmesi gerekebilir. Bu noktada; hastanın yatak örtülerinin, nevresim takımlarının, kullandığı havluların ve kıyafetlerinin ilaçlı tedaviye başlamadan en az 3 gün öncesinden sıcak suda yıkanması ve kurutma makinesinde kurutulması bir zorunluluktur. Eşyaların ağzı sıkıca kapalı olan bir torbaya konulması ve en az 72 saat torbada bekletilmesi de parazitlerin ölmesi için yeterlidir.

Çünkü uyuz akarları; insan vücudu dışında 72 saatten daha uzun süre yaşayamaz. Tedavi esnasında doktor tarafından reçete edilen ilaçların kullanılması oldukça önemlidir. Tedavi esnasında genellikle doktor tarafından reçete edilen vücut krem ve losyonlarının, ilaç reçetesindeki talimatlar doğrultusunda vücuda sürülmesi gerekir. Bazı durumlarda doktor tarafından ağızdan alınan ilaçlar da yazılabilir.

Uyuz krem, merhem ve losyonları nasıl kullanılır?  

Doktor tarafından reçete edilen uyuz krem ve losyonları boyun bölgesinden başlayarak, ayaklara hatta ayak parmaklarına kadar sürülmelidir. Söz konusu çocuklar ve küçük bebekler olduğunda ise uyuz krem ve losyonları; yüze, tüm kafaya hatta kafa derisine kadar sürülmelidir. Küçük çocuklar ve bebekler; sadece permethrin krem ya da sülfür merhem kullanabilir. Uyuz krem ve merhemlerinin vücuda sürülmeden önce kişinin kesinlikle yıkanması gerekir; krem ve merhemler; muhakkak temiz cilde uygulanmalıdır.

İlaç talimatlarında belirtilen süre için vücutta kalan uyuz krem ve losyonlarının, ilaç prospektüsünde belirtilen süre için vücutta kalması şarttır. Uyuz tedavisi tamamlandıktan sonraki ilk birkaç hafta boyunca kişinin vücudunda tüm uyuz akarlarını ve yumurtaları ölmüş olsa dahi kaşıntı devam edebilir. Ancak kaşıntının 2. ya da 4. haftadan sonra başladığı durumlarda ya da ciltte yeni oyukların, sivilce benzeri döküntülerin çıkması üzerine tekrar tedavi gerekebilir.

Uyuz tedavisinde en çok kullanılan ilaçlar 


  • Permetrin içeren kremler
  • Sülfürik merhemler
  • Lindan içeren losyonlar
  • Krotamiton içeren kremler
  • Benzil benzonat losyonlar

Kaşıntının rahatsız edici olduğu durumlarda doktorunuz; Benadryl ve benzeri kaşıntı kremleri reçete edebilir. Daha ciddi ve yaygın uyuzlarda ise Ivermeçtin oral tablet yazabilir. Özellikle tedaviye yanıt vermeyen, kabuklu uyuz hastalığı olan, vücudunun hemen hemen tamamını uyuz hastalığı saran kişilerin ağızdan alınan ilaç kullanması oldukça önemlidir. Tedavinin ilk haftasında uyuz semptomları kötüleşiyor gibi görünebilir; ancak tedavinin dördüncü haftası tamamlandığında tamamen iyileşmeniz beklenir. Lakin kaşıntının 2-4 hafta gibi bir süre için devam edeceğini de unutmamalısınız.

Uyuz hastalığının bitkisel tedavisi

Uyuzların semptomlarını hafifletmeye yardımcı olmak için birçok doğal tedavi bulunmaktadır. Bunlar arasında en çok bilinenleri, çay ağacı yağı, aloe vera, kırmızı biber ve karanfil yağıdır. Ancak bu tür şifalı bitkileri kullanmadan önce mutlaka bir hekim başvurarak tavsiyesini almanız sağlığınız için çok önemlidir.

Çay ağacı yağı

Çay ağacı yağı cildinizdeki döküntüleri iyileştirebilir ve kaşıntıyı durdurmaya yardımcı olabilir. Bununla birlikte, bu yağın tek başına cildinizin derinliklerindeki akar yumurtalarını yok etmek için yeterli olmayacağını unutmayın. Bir spreyli şişeye az miktarda çay ağacı yağı koyun, yatak ve çarşaflarına püskürtün.

Uyuzdan korunmak ve hastalar için öneriler 
Uyuz hastalığına yakalanan kişi ile yakın temastan kaçının
 Hastanın tüm kıyafetlerini, kullandığı eşyaları bol kaynar suda yıkayın ve kurutma makinesinde kurutun
Hane halkından biri uyuz hastalığı kapmışsa siz de muhakkak doktora görünün ve tedaviye başlayın
Şayet size uyuz teşhisi konulmuşsa doktorunuz tarafından önerilen tüm ilaçları aksatmadan kullanın
Uyuz hastalığına yakalanan kişinin kaldığı odayı ve evi iyice temizleyin.
Kaynaklar:
1- Scabies Treatment - CDC 
2- Norwegian / Crusted Scabies?
3- Scabies Bites



--
---
Akblog.NET

Stopajların Mahsup Edilmesi

Stopajların Mahsup Edilmesi

Tevkif Yoluyla Kesilen Vergilerin (stopajların) Mahsup ve İadesi

Tevkifatların (Stopaj, Vergi Kesintisi) Mahsup ve İadesi

Stopajların Mahsup Edilmesi
Stopajların Mahsup Edilmesi
Beyannamede gösterilen gelire dahil kazanç ve iratlardan Gelir ve Kurumlar Vergisi Kanunlarına göre kesilmiş bulunan vergiler (stopaj, tevkifat, vergi kesintisi), beyanname üzerinden hesaplanan gelir ve kurumlar vergisinden mahsup edilebilir.

Mahsup işleminin yapılabilmesi için, tevkif yoluyla kesilen verginin (tevkifatın, stopajın, vergi kesintisinin) beyannameye dahil edilen gelir veya kazanca ilişkin olması gerekmektedir. Bu durumda kazanç veya gelir türünün bir önemi bulunmamakta olup, mükelleflerin kesintiyi yapan vergi sorumlularına ait bilgiler ile yıl içinde yapılan tevkifatlara ilişkin tabloyu yıllık beyannamelerine eklemeleri yeterli olacaktır.

Mahsubu yapılan miktar gelir ve kurumlar vergisinden fazla olursa aradaki fark vergi dairesince mükellefe bildirilir ve mükellefin tebliğ tarihinden itibaren bir yıl içinde müracaatı üzerine kendisine red ve iade edilir. Red ve iade mahsuben ve nekden iade şeklinde gerçekleştirilebilir.

Tevkif Yoluyla Kesilen Vergilerin Mahsuben İadesi

Tevkif yoluyla kesilen vergilerin (vergi kesintilerinin) yıllık beyannamedeki mahsuplar sonunda kalan kısmının diğer vergi borçlarına mahsup talebi, tutarına bakılmaksızın ve inceleme raporu ve teminat aranılmadan yerine getirilir.

Mahsup talebinin Gelir İdaresi Başkanlığı internet vergi dairesi üzerinden elektronik ortamda, 429 Sıra No’lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ekindeki ilgili standart dilekçe kullanılarak yapılması ve yıl içinde yapılan tevkifatlara ilişkin listenin dilekçe ekinde yer alması gerekmektedir.

Ortaklar, ortağı oldukları adi ortaklık veya kollektif şirketlerin müteselsilen sorumlu oldukları vergi borçlarına da mahsuben iade talebinde bulunabilirler.

Mahsuben iade işlemi, aranan tüm belgelerin tamamlanması koşuluyla, yıllık gelir vergisi beyannamesinin verildiği tarih itibarıyla yapılacaktır. Bu tarihten itibaren mükelleflerin mahsubunu talep ettikleri vergi borçları için gecikme zammı uygulanmaz.

Mükellefin vadesi gelmiş vergi borcunun bulunmaması halinde, iade alacağının sonraki dönemlerde vadesi gelecek vergi borçlarına mahsubu mümkündür. Mahsup taleplerinin yerine getirilmesinde, zamanaşımı hükümleri göz önünde bulundurulur.

Tevkif Yoluyla Kesilen Vergilerin Nakden İadesi

Nakden iade taleplerinin Gelir İdaresi Başkanlığı internet vergi dairesi üzerinden elektronik ortamda, 429 Sıra No’lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ekindeki ilgili standart dilekçe kullanılarak yapılması şarttır.

Tevkifatların (stopajın, vergi kesintisinin) nakden iadesinde bazı limitler, sınırlar öngörülmüştür.

Tevkif yoluyla kesilen vergilere ilişkin nakden iade edilecek tutarın 10.000 TL’yi geçmemesi halinde iade talebi, yıl içinde yapılan tevkifatlara ilişkin tablo ile birlikte, Gelir Vergisi Kanununun 252 Seri No.lu Genel Tebliğinde gelir veya kazanç türüne göre ayrı ayrı belirtilmiş belgelerin dilekçeye eklenmesi koşuluyla inceleme raporu ve teminat aranmaksızın yerine getirilir.

Nakden yapılacak iade taleplerinin 10.000 TL’yi aşması halinde, 10.000 TL’yi aşan tutarın 100.000 TL’ye kadar olan kısmı mükellefle süresinde tam tasdik sözleşmesi düzenlemiş yeminli mali müşavirce düzenlenecek tam tasdik raporu uyarınca veya vergi inceleme raporuna göre iade edilir. Teminat gösterilmesi halinde inceleme sonucu beklenmeksizin iade yapılır.

İade talebinin 100.000 TL’yi aşan kısmının iadesi her halükarda vergi inceleme raporu sonucuna göre yerine getirilir.

Genel ve katma bütçeli idarelere, il özel idarelerine, belediyelere, köylere ve sermayelerinin en az % 51 veya daha fazlası bu kurumlara ait işletmelere yapılacak iadeler, gerekli belgelerin ibrazı üzerine miktara bakılmaksızın inceleme raporu ve teminat aranılmadan yerine getirilir.

Öte yandan, Vergi Usul Kanununun mükerrer 257 nci maddesinin Maliye Bakanlığına verdiği yetkiye istinaden gelir vergisi ve kurumlar vergisi mükelleflerine muhtasar beyannamelerini elektronik ortamda verme zorunluluğu getirilmiş olup, elektronik ortamda verilen muhtasar beyannamede yer alan “Ücret ve Ücret Sayılan Ödemeler ile Menkul Sermaye İratları Dışında Kalan Ödemelere Ait Bildirim” ile gayrimenkul sermaye iradı, serbest meslek kazancı, ticari kazanç ve zirai kazançlara ilişkin olarak yapılan tevkifatlarda, tevkifat yapılan kişinin adı soyadı, vergi kimlik numarası (T.C. kimlik numarası) ödemenin gayri safi tutarı ve yapılan tevkifatın miktarına ilişkin bilgiler bulunmakta ve bu bilgiler ile vergilerin ödenip ödenmediği hususu vergi daireleri tarafından E-VDO merkezi sorgulamalar ekranında e-beyanname bölümünden sorgulanabilmektedir.

Dolayısıyla, 252 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliği uyarınca tevkif yoluyla ödenmiş vergilerin nakden iadesinde istenilen bilgilerin, E-VDO merkezi sorgulama ekranından tespit edilebilmesi durumunda, bu bilgilere ilişkin belgeler mükelleflerden ayrıca kağıt ortamında aranılmayacak olup, dilekçe ile yıl içinde yapılan tevkifatlara ait tablo yeterli olacaktır.

Ancak, nakden iadeye ilişkin bilgilerin E-VDO merkezi sorgulama sisteminden tespit edilememesi durumunda ise 252 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliğinde belirtilen belgelerin dilekçe ekinde istenilmesine devam edilecektir.

Tevkif Yoluyla Kesilen Vergilerin Geçici Vergiye Mahsubu

Yıl içinde ilgili dönemler halinde hesaplanan geçici vergiden varsa o hesap dönemi ile ilgili olarak daha önce ödenmiş geçici vergi ve geçici vergiye tabi kazançlarla ilgili olarak tevkif edilmiş vergiler mahsup edilmekte, mahsuptan sonra kalan tutar o dönem için ödenmesi gereken geçici vergi olmaktadır.

Yıllık beyannamenin vergi bildirimi tablosunda yer alan geçici vergiye ilişkin satırda, beyannamenin ilgili olduğu geçici vergi dönemlerinde ödenen geçici vergi tutarı (ilgili geçici vergi beyannamelerinin ödenecek geçici vergi satırında yer alan tutarlar toplamı) gösterilir. Yıllık beyannamenin vergi bildirimi tablosunun kesinti yoluyla ödenen vergiler satırında ise, o yıl içinde tevkif yoluyla kesilen vergilerin tamamı (geçici vergiden mahsubu yapılan tevkifat tutarları dahil) gösterilir.

Yıllık beyanname üzerinden hesaplanan vergiden, yukarıda sözü edilen geçici vergi tutarı ile yıl içinde tevkif yoluyla kesilen vergilerin tamamı mahsup edilir, kalan tutar tevkif yoluyla kesilen vergilerin diğer vergi borçlarına mahsubu ve nakden iadesi kuralları çerçevesinde red ve iade edilir.



Kaynak: GİB
--
---
Akblog.NET

15 Eylül 2018 Cumartesi

CMD komutları Nedir Ne iş Yarar

CMD komutları Nedir Ne iş Yarar

CMD komutları Windows'un olmazsa olmazları arasında yer alır.

CMD komutları Nedir Ne iş Yarar
CMD komutları Nedir Ne iş Yarar
CMDkomutları ile bilgisayarınızdaki tüm uygulamalara ulaşabilir, hataları giderebilir veya hata tespiti yapabilirsiniz.
Peki, bunlar için ihtiyacınız olan CMD komutları neler? Bu haberimizde tüm CMD komutlarını dizler için bir araya getiriyoruz.

Tüm CMD Komutları

calc.exe Hesap makinesini açar.
diskmgmt.msc Disk yönetimini açar.
devmgmt.msc Aygıt yöneticisini açar.
dfrg.msc Disk birleştiriciyi açar.
eudcedit.exe Karakter imal edebilirsiniz.
appwiz.cpl Program ekle kaldırı açar.
access.cpl Erişebilirlik seçeneklerini açar.
accwiz.exe Erişebilirlik sihirbazını açar.
desk.cpl Görüntü özelliklerini açar.
eventvwr.exe Olay görüntüleyicisini açar.
freecell.exe İskambil oyununu açar.
fsmgmt.msc Paylaşılan klasörler menüsünü açar.
hdwwiz.cpl Donanım ekleme sihirbazını açar.
iexpress.exe Setup programını açar.

inetcpl.cpl İnternet özelliklerini açar.
intl.cpl Bölge ve dil ayarlarını açar.
joy.cpl Oyun kontrollerini açar.

magnify.exe Büyüteçi açar.
main.cpl Fare özelliklerini açar.
mmsys.cpl Ses ayarlarını açar.
mspaint.exe Paint programını açar.
narrator.exe İngilizce ekran okuyucusunu açar.
ntbackup.exe Yedekleme sihirbazını açar.
nusrmgr.cpl Kullanıcı hesaplarını açar.
osk.exe Ekran klavyesi açar.

Hasta Hakları Nedir Nelerdir

Hasta Hakları Nedir Nelerdir

Hasta Hakları Nedir Nelerdir
Hasta Hakları Nedir Nelerdir
Hasta Hakları; hekim, hasta ve sağlık kuruluşu arasındaki karşılıklı ilişkileri düzenleyen bir ilkeler bütünü olarak düşünülmelidir. Bu ilkelerin genel olarak kapsamları ve alt başlıkları şu şekilde sıralanabilir:

HASTA HAKLARI
Bilgi edinme hakkı:
Hastanın tıbbi sürecinde;
• Her türlü tıbbi gerçekler,
• Kendisine uygulanacak girişimler ve maddi karşılıkları ile
• Bu girişimlerin risk ve yararları ve uygulanabilecek alternatif tedaviler hakkında bilgi edinme hakkı vardır.
• Hizmet veren sağlık personeli hakkında her türlü kimlik ve mesleki bilgiyi alma ve
• Tedavinin herhangi bir aşamasında ikinci bir görüşü alma hakkı vardır.

Tıbbi bakım ve tedavi hakkı:
Her hastanın;
• Irk, dil, din ayrımı gözetmeksizin eşit olarak, saygın bir şekilde sağlık hizmetlerinden yararlanma, 
• Sağlık kuruluşunu, hekimini ve diğer sağlık personelini seçebilme ve değiştirebilme,
• Kendisiyle ilgili tıbbi kararlara ve tedavi planına katılma veya tedavi planını reddetme ve 
• Tıbbi bakıma her an ulaşabilme hakkı vardır.

Aydınlatılmış onay hakkı:
Hastanın;
• Her türlü girişim için bilgilendirilerek onayının alınmasını isteme hakkı vardır.

Mahremiyet ve özel hayata saygı, tıbbi kayıtların saklanması hakkı:
Hastanın;
• Tüm bilgilerinin gizlilik esaslarına uyarak saklanmasını isteme,
• Tıbbi kayıtlarının tam ve doğru olarak korunmasını isteme,
• Bu kayıtlara, kendisi veya yetkili kıldığı kişi tarafından istediğinde ulaşabilme hakkı vardır.

Başvuruda bulunma hakkı:
Hastanın;
• Kolayca ulaşabileceği,
• Kendisini dinleyen,
• Sorunlarını rahatça ifade edebileceği bir başvuru mekanizmasını hastanede bulma hakkı vardır.

Bunlara karşılık hastanın da yerine getirmesi gereken sorumlulukları mevcuttur.

HASTA SORUMLULUKLARI

• Sağlık durumunuz ile ilgili tam ve doğru bilgiyi sağlık personeli ile paylaşmak.
• Tedavi planınız ve/veya bu planın başarı ile tamamlanması için tedaviniz ile ilgili endişe ve sorularınızı sağlık personeli ile paylaşmak.
• Tıbbi bakımınızdan birinci derecede sorumlu kişilerin tedavi planınız ile ilgili tavsiyelerine uymak.
• Tedavi planınızı uygulamadığınız veya reddettiğiniz durumlarda yaşayabilecekleriniz konusunda bilgilendirildikten sonra, bu karara ait sorumluluğu taşımak.
• Hastanede kalış süreniz boyunca hastane kural ve prosedürlerine uymak.
• Verilen her hizmetin maddi bir karşılığı olabileceğini bilmek ve bunu karşılamak.
• Diğer hastaların, çalışanların ve hastane içinde ilişki içinde olduğunuz her bireyin haklarına saygılı olmak.
• Yeni gelişen veya kontrol edemediğiniz bir ağrı ile karşılaştığınızda, doktorunuzu veya hemşirenizi daha etkili bir ağrı yönetimini belirlemek için bilgilendirmek.

Son yıllarda katedilen gelişmelere karşın, her geçen gün Hasta Haklarının farklı boyutları sebebiyle yeni ihtiyaçlar ortaya çıkmakta, bu da yeni düzenlemeleri gerekli kılmaktadır. Örneğin 1996 yılında Dünya Tıp Birliği “Hastaneye Yatırılan Çocukların Hakları Konusunda DTP Bildirgesini” yayınlamıştır. Yine Dünya Tıp Birliği insan denekler üzerinde tıbbi araştırmalar konusunu içeren “Helsinki Bildirgesi”ni 2002 yılında revize etmiştir. Bu çalışmalar, herkesin insanca sağlık hizmeti alınmasını sağlama amacı gütmektedir. Her insanın potansiyel bir hasta olduğu düşünülürse, hasta haklarını bilmek, bunlara sahip çıkmak ve sahip çıkılmasına yardımcı olmanın ne kadar önemli bir konu olduğu daha iyi algılanacaktır.
--

Kaynakça: http://www.milliyet.com.tr/hasta-haklari-nelerdir--pembenar-detay-genelsaglik-1157981/
---

Maddeler Halinde Hasta Hakları açıklama:


1. Hizmetlerden Yararlanma Hakkı: 
1.1 Hastanemize başvuran her birey fiziksel düşünsel ve sosyal özellikleri ne olursa olsun, var olan tanı tedavi 
olanaklarından yararlanma hakkına sahiptir. 
1.2 Hasta doktoru ve/veya sağlık kurumunu seçme ve tedavinin herhangi bir evresinde değiştirme hakkına sahiptir. 
2. Saygı ve İtibar Görme Hakkı: 
2.1 Hasta her zaman bireysel itibarı korunarak saygılı, nazik, şefkatli ve güler yüzlü bir ortamda tedavi olma hakkına 
sahiptir. 
2.2 her türlü hijyenik şartlar sağlanmış gürültülü ve rahatsız edici bütün etkenler giderilmiş bir sağlık hizmeti almaya 
hakkı vardır. 
3. Mahremiyet Hakkı: 
3.1 Hastanın gizliliğe uygun bir ortamda her türlü sağlık hizmeti almaya hakkı vardır. Mahremiyetinin korunmasını 
açıkça talep edebilir. Her türlü tıbbi müdahale, hastanın mahremiyetine saygı gösterilmek suretiyle icra edilir. 
4. Bilgi İsteme Hakkı: 
4.1 Hastanın sağlık hizmet ve imkanının neler olduğunu öğrenmeye ve sağlık durumu ile ilgili her türlü bilgiyi isteme 
hakkı vardır. 
5. Sağlık kuruluşunu ve personelini, seçme ve değiştirme: 
5.1 Sağlık kuruluşunu seçmeye, değiştirmeye ve seçtiği sağlık kurumunda verilen sağlık hizmetlerinden 
faydalanmaya, sağlık hizmeti verecek vermekte olan tabiplerin ve diğer sağlık çalışanlarının kimliklerini, görev ve 
unvanlarını öğrenmeye seçme ve değiştirmeye hakkı vardır. 
6. Kayıtları İnceleme Ve Bilgilerin Gizli Tutulma Hakkı: 
6.1 Hasta, sağlık durumu ile ilgili bilgiler bulunan dosyayı ve kayıtları, doğrudan veya vekili ile inceleyebilir ve bir 
suretini alabilir. Bu kayıtlar, sadece hastanın tedavisi ile doğrudan ilgili olanlar tarafından görülebilir. 
6.2 Gizliliğe uygun bir ortamda her türlü sağlık hizmeti almaya hakları vardır. 
7. Reddetme, durdurma ve rıza: 
7.1Tedaviyi reddetmeye, durdurulmasını istemeye, tıbbi müdahalelerde rızasının alınmasına ve rıza çerçevesinde 
hizmetten faydalanmaya hakkı vardır. 
7.2 Hiç kimse; kendi rızası bulunmaksızın, tecrübe, araştırma veya eğitim amaçlı hiçbir tıbbi müdahale konusu 
yapılamaz. 
8. Dini Hizmetlerden Faydalanma Hakkı: 
8.1 Hastanemizin imkanları ölçüsünde hastalara dini vecibelerini serbestçe yerine getirmeleri için gereken tedbirler 
alınır. 
9. Ziyaret Ve Refakatçi Bulundurma Hakkı: 
9.1 Hasta ziyaretçilerinin kabul edilmesi, Hastanemizin belirlenen usul ve esaslara uygun olarak ve hastaların huzur 
ve sükunlarını bozacak fiil ve tutumlara sebebiyet vermeyecek şekilde gerçekleştirilir ve bu konuda gereken tedbirler 
alınır. 
9.2 Muayene ve tedavi sırasında hastaya yardımcı olmak üzere; mevzuatın ve Hastane imkanlarının elverdiği ve 
hastanın sağlık durumunun gerektirdiği ölçüde, tedaviden sorumlu olan tabibin uygun görmesine bağlı olarak, 

refakatçi bulundurması istenebilir.



Akblog.NET

Kan Kusma Nedir, Nedenleri Nelerdir, Tedavisi Nasıl Yapılır?

Kan Kusma Nedir, Nedenleri Nelerdir, Tedavisi Nasıl Yapılır?

Kan Kusma Nedir, Nedenleri Nelerdir, Tedavisi Nasıl Yapılır?
Kan Kusma Nedir, Nedenleri Nelerdir, Tedavisi Nasıl Yapılır?
Günümüzde çok sık olmasa da çeşitli nedenlere bağlı olarak meydana gelebilen sağlık sorunlarından biri de kan kusma sorunudur. Özellikle sık tekrar etmesi durumunda ciddi bir durum olarak görülen kan kusma rahatsızlığı hakkında uzmanlar uyarılarda bulunmaktadırlar.

Uzmanlar kan kusma rahatsızlığının en fazla iki defa kendini göstermesi durumunda bireylerin vakit kaybetmeden iç hastalıkları doktoruna başvurması gerektiğinin altını çizmektedirler. Peki kan kusma nedir nedenleri nelerdir tedavisi nasıl yapılmaktadır dilerseniz makalemizin de ana konusu olan bu konumuz hakkında uzmanlardan derlediğimiz bilgiler kapsamında bilgiler sunalım. 
Kan Kusma Rahatsızlığı Nedir?
Kan kusma rahatsızlığı; Tıp dalında Hemotemez olarak da bilinmektedir. Kan kusma rahatsızlığı üst gastrointestinal yoldan kanın geriye doğru akmasıdır. Mide, ince bağırsağın ilk kısmı, ağız, boğaz ve yemek borusu kısmına gastrointestinal ismi verilmektedir.

Burada meydana gelen kanamalar kan kusma rahatsızlığının ortaya çıkmasıyla sonuçlanmaktadır. Burada çok önemli bir ayrıntı hakkında bilgiler sunmak isteriz. Eğer kusulan kanın rengi kırmızı ise o zaman kanama durumunun henüz yeni olduğunu ve yeni başladığını anlayabilirsiniz.
Kan Kusma Rahatsızlığının Başlıca Nedenleri Nelerdir?
Kan kusma rahatsızlığının genel tanımlamasını yaptıktan sonra şimdi de kan kusma rahatsızlığının başlıca sebeplerinin hangileri olduğu hakkında bilgiler sunalım. Kan kusma rahatsızlığının birçok nedenleri bulunmaktadır. 
Kan kusma rahatsızlığının başlıca nedenleri şunlardır.


  • Yemek borusunda veya boğaz bölümünde yer alan küçük kan damarlarının yırtılması
  • İnce bağırsağın ilk kısmında veya yemek borusunda veya da mide kısmında bulunan ülserlerin kanaması
  • Mide varislerinde meydana gelen kanamalar
  • Mide ve bağırsak enfeksiyonları
  • Mide veya yemek zarının zarar görmesi
  • Akut karaciğer yetmezliği
  • Hepatit-B
  • Siroz
  • Gastrit
  • Mallory-Weis yırtığı
  • Pankreas kanseri
  • Mide kanseri
  • Özofagus kanseri
  • Hiper tansiyon
  • Sık tekrar eden kusma durumları kan kusma rahatsızlığının başlıca nedenleridir. 

Ayrıca sıkça olmasa da kan kusma rahatsızlığına neden olan etkenlerden biri de aspirin kullanımıdır. Özellikle yüksek dozajda alınması beraberinde kan kusma rahatsızlığının oluşmasına yol açabilmektedir.
Ne Zaman Doktora Başvurulmalıdır?
Kan kusma rahatsızlığı önemli bir sağlık sorunudur. Sıkça tekrar etmesi iç hastalıkların habercisi olabilmektedir. Makalemizin üst kısmında da belirttiğimiz üzere kan kusma rahatsızlığında doktora başvurmak için belirli bir zaman diliminin geçmesini beklememelisiniz.

Kan kusma rahatsızlığının ilk etkilerini gördüğünüz takdirde hemen iç hastalıkları doktoruna başvurmalısınız. Uzmanlar kan kusma rahatsızlığının bir veya en fazla ikinci defa kendini göstermesinin ardından bireylerin vakit kaybetmeden ilgili doktora başvurması gerektiğinin altını çizmektedirler.
Kan Kusma Rahatsızlığında İlk Müdahale Nasıl Yapılmaktadır?
Kan kusma rahatsızlığının ilk müdahalesi aslında tam olarak bulunmamaktadır. Uzmanlar bu durumun yaşanması halinde yapılabilecek en uygun hareketin hemen bir ilk yardım ekibinin aranmasıdır.

Dolayısıyla kan kusma durumunun meydana gelmesiyle birlikte vakit kaybedilmeden acil yardım ekibinin aranması gerekmektedir. İlk yardım ekibi tarafından yapılan ilk müdahale ile birlikte kan kusma rahatsızlığı etkisini büyük ölçüde kaybedecektir.
Kan Kusma Rahatsızlığının Tedavisi Nasıl Yapılmaktadır?
Kan kusma rahatsızlığının tedavisi ilgili doktorun uygun gördüğü tedavi yöntemi ile yapılabilmektedir. Eğer yapılan testler sonucunda kan kusma rahatsızlığının nedeni ciddi ise ilgili hekim hastanını bir müddet hastanede yatması gerektiğine karar vermekte ve sonrasında uygun gördüğü takdirde cerrahi müdahale veya kortizonlu ilaç müdahalesi yapmaktadır.

Kan kusma rahatsızlığında tedavi sürecini ve yöntemini iç hastalıkları hekimi belirlemektedir. Kan kusma rahatsızlığı önemli bir rahatsızlık olup bazen ciddi iç hastalıkların var olduğunun habercisi olabilmektedir.

Dolaysıyla henüz tedavi sürecinin başarısı açısından henüz ilk etkileri görüldüğü takdirde hemen doktora gidilmelidir. Makalemizde kan kusma nedir nedenleri nelerdir tedavisi nasıl yapılmaktadır konusu hakkında bilgiler sunduk. Yazımızı burada sonlandırmaktayız. Sağlıklı günler dileğiyle.

Not: Makale bilgilendirme içeriklidir. Reçete değildir.
Kaynakça: milliyet.com.tr
--
---
Akblog.NET

Tıbbi Dokümantasyon ve Sekreterlik Bölümü

Tıbbi Dokümantasyon ve Sekreterlik Bölümü

Sizlere bu konumuzda Tıbbi Dokümantasyon ve Sekreterlik Bölümü hakkında bilgiler vermeye çalışacağız.
Aöf Anadolu dan okuyabilirsiniz.
İkinci üniversite mezunu olanlar için direk sınavsız okuyabileceklerini özellikle belirtmek isterim.
Örnek kayıt giriş ekran görüntüsünü paylaştık sizlerle.

Okuyanlara hayırlı olması dileğiyle.


Tıbbi Dokümantasyon ve Sekreterlik Bölümü
Tıbbi Dokümantasyon ve Sekreterlik Bölümü

--
---
Akblog.NET

Ziyaretçi Sayısı