28 Mart 2017 Salı

Kobra ve Yavru Köpek

Kral kobra, köpeklere yardım, sosyal yardımlaşma, köpeklere sahip çıkmak çıkalım, hayvanlara sahip çıkalım, hayvanları koruma derneği, hayvanlara yardım,
Kobra ve Yavru Köpek
Hindistan'da 2 yavru köpek kuyuya düşer. Anneleri kuyunun başında havlayarak yardım ister.
48 saat kuyuda kalan yavrular annenin yardım çağrısı ile farkedilir. Lakin farkedilen inanılmaz başka bir olay ise kuyunun dibinde yavruların başında Kral Kobra yılanının olmasıdır.
Yılan yavruların kuyunun emniyetli tarafında boğulmalarını önlemek üzere nöbet tutmuştur. Bu süre zarfında da onlara en ufak bir zarar vermemiştir. Yardımın gelmesiyle birlikte de usulce kuyunun diğer dibine geçip onlar çıkarılana kadar kimseye de birşey yapmamıştır.
Ormancılar da onu usulce çıkardıktan sonra ormana geri dönmüştür.
En ölümcül hayvanların bile bizlerden daha fazla birlikte yaşama/varolmaya saygısı ve empatisi bulunmaktadır. Zihinlerimizin peşinde koşan bizler onların hep bir adım gerisindeyiz.

Akblog net



Aşk ve Kalp Resimleri

Aşk ve Kalp Resimleri
 

Dünyanın En Büyük Mitingi

Dünyanın En Büyük Mitingi Akparti Ak Parti


Cinler ve Medyumlar


Cinler ve Medyumlar
cinlerle iletişim mevzuu
Cinler, Kur"ân"da bildirildiği üzere, "Levh-i Mahvuz ve İsbat"ta olan şeylere muttali olmaya çalışır; oradan gözlerine ilişen bilgileri alır ve daha sonra da onları kendi hesaplarına değerlendirebilirler.
Bazen, böyle hırsızlık sonucu elde ettikleri şeyleri, kendilerine açık insanların kulaklarına fısıldar; Efendimiz"in ifadesiyle "gır gır" eder ve çoklarını baştan çıkarırlar; zira bu bilgilerin %99″u kendi kattıkları yalanlarla doludur. Evet belki bunlardan %1″i doğru çıkabilir; işte bu, diğer yalanlara referans olur…
Bütün bu özellikleriyle cinler, insanları her zaman saptırmaya, aldatmaya.. açıktırlar.  Nitekim tarihe baktığımızda, cinlerin getirdikleri haberleri bir şantaj olarak kullanıp insanların farklı yorumlara girmelerini sağlamaktan tutun da, bir virüs gibi, insanların en hassas organlarına kadar girip cinnetlerine sebep olmaya kadar birçok vakaya şahit oluruz.
Evet onlar, her vesileyle insanları aldatmaya çalışmışlar; neticede de dinî duygu, dinî düşüncelerini alt-üst edip onları saptırmışlardır. Ondan öte, bu insanların kendilerini kendilerine farklı göstererek, yer yer müceddid, mehdi, mev"ud İsa.. gibi iddialarda bulunmaya sevketmiş; onlarla beraber pek çoklarını da baştan çıkarmışlardır. Bu bakımdan her halükârda onların bu aldatma ve saptırmalarından Allah"a sığınılmalı ve gaybdan verecekleri haberlere de asla itibar edilmemelidir .
Gaybdan haber verme şekli, bir de medyumlukla olabilir ki, o biraz daha farklı bir olaydır. Günümüzdeki görülen şekliyle medyumluk, yine cinlerle irtibattan ve onların verdiği haberleri aktarmaktan başka bir şey değildir. Aslında gerçek mânâda medyumluk, zaman ve mekân üstü bir hâl alma demektir ki, bu, dünü ve yarını bugünle beraber görmeyi netice verir. 

Bu mertebedeki bir
medyum, bir kısım hadiseleri önceden haber verebilir ya da geçmişteki hadiseleri anlatabilir. Ama bunların verdikleri, verecekleri haberler iltibastan hâli olmadığı için bir kıymet-i harbiyesi yoktur. Geçmiş ve geleceği aynı anda görme meselesi, bazılarında velayeti ihrazla, bazılarında da ruha kendi gücünü kazandırmakla hasıl olur. Zannediyorum, gerçek bir medyumluk varsa, onu bu ikinci, kategori içindeki insanlar arasında, aramalıyız."
Akblog.net

Ayasofya Sultan Ahmet muhteşem stad

istanbul 2020 için Boğaza sıfır Ayasofya, Sultan Ahmet muhteşem stad



Şirketlerde Ön Muhasebe bilgileri

Şirketlerde Ön Muhasebe
Şirketinizi kurdunuz, faaliyete başlamaya hazır hale getirdiniz… İlk işiniz tabii ki müşteri bulmak ve elinizdeki ürün veya hizmeti satmaya başlamak olacaktır.
Ticaretin öncelikli amacı her zaman satış olsa da, işin mutfağını ihmal etmek size çok pahalıya patlayabilir. Asıl amaç kazancı maksimize ederken giderleri minimuma indirerek, elde edilecek kar oranını arttırmak olduğuna göre, tüm bunları yapabilmek için öncelikle gelir gider dengesini iyi takip etmemiz gerekiyor.
Şirketinizi muhtemelen kıt kanaat bir sermayeyle kuracaksınız ve ilk dönemlerde her şeyi kendiniz yapmanız gerekecek. Kendi kendinize yapamayacağınız tek şey şirketinizin resmi muhasebesini tutmaktır. Bunun için de ilk etapta muhtemelen kendinize özel bir muhasebeci çalıştırmak yerine dışarıdan bir mali müşavirle anlaşarak  bu işi çözmeye çalışacaksınız. Her ay belirli bir ücret ödeyerek şirketinizin resmi muhasebesinin mali müşavir tarafından tutulmasını sağlayabilirsiniz…
Anlaşmış olduğunuz mali müşavir size şirket kuruluş, şube açılış, sgk bildirimleri ve personel işe giriş/çıkışları, resmi defterlerin tutulması, kdv, stopaj ve muhtasar vergilerin hesaplanması, geçici vergi beyannameleri ile bilanço, mizan gibi şirket belgelerinizin hazırlanması konularında yardımcı olacaktır. Ancak unutmayın ki muhasebeci tüm bunları sizin için değil devlete ibraz etmek için yapar. Sizin adınıza fatura kesmez, harcama yapmaz, borçlarınızı ödemez, para tahsil etmez… İşte bu noktada devreye ön muhasebe denilen kavram giriyor!
Her ne kadar bir mali müşaviriniz olsa da mutlaka şirketinizle ilgili gelir ve giderleri kendi bünyenizde tutmalı ve sıkı sıkıya takip etmelisiniz. Bunun şekli tamamen size kalmıştır… Ön muhasebe veya sekreterya pozisyonunda birini çalıştırabilir ya da kendiniz tutabilirsiniz, excelde hazırlayacağınız tabloları kullanabilir ya da piyasada satılan ERP programlarından satın alarak daha entegre şekilde hesaplarınızı takip edebilirsiniz.
Benim size önerim şirketi daha kurmadan harcamalarınız başlayacağı için hiç vakit kaybetmeden hesabınızı tutmaya başlamanız yönünde olur… İş hacminiz arttıkça daha komplike çözümlere yönelebilirsiniz…
Piyasada satılan ön muhasebe programlarını satın aldığınızda zaten ilgili firmadan kullanımla ilgili eğitim alabilir ya da internette detaylı dökümanlar bulabilirsiniz. Bu yazımda ben daha çok yeni kurulmuş bir şirketin gelir ve giderlerini böyle bir programa geçmeden geçici olarak nasıl tutabileceğinizi anlatmaya çalışacağım ancak baştan uyarım şudur ki eğer yeterli kaynağa sahipseniz ilk günden itibaren ön muhasebenizi entegre bir program üzerinde tutmaya çalışın. Böylece daha sonra en baştan tüm hesapları programa aktarmanız gerekmez. Bu önerim özellikle toptan veya perakende ürün satışı yapan yani stok tutan firmalar için çok daha önemlidir.
Yeni TTK uyarınca şirket kurmadan önce taahhüt ettiğiniz sermaye tutarının en az 1/4 lük kısmını bankaya bloke ettirmeniz gerekiyor. Şirket kuruluş işlemleriniz tamamlanınca banka blokeyi çözerek parayı şirket hesabınıza aktarıyor. Yani ilk etapta bir banka hesabıyla başlıyorsunuz… Bunun yanı sıra her şirketin en az bir adet kasa hesabı bulunmalıdır. Şirketinizde nakit olarak gerçekleşen tüm para giriş/çıkışlarını kasa hesabında takip edersiniz.
Şirket hesaplarınızı dört ana excel dosyası üzerinde tutabilirsiniz.
1) KASA
2) SATIŞLAR
3) ÖDEMELER ve TAHSİLATLAR (BORÇLAR ve ALACAKLAR)
4)  STOKLAR
Şimdi bu dört ana dosyayı nasıl takip edebileceğimizi detaylıca inceleyelim…
1) KASA
Saydığım dört unsur arasında en önemlisidir. Şirketinize nakit olarak giren ve nakit olarak çıkan tüm para işlemlerini kasa dosyasına işlemelisiniz. Burada nakitten kastım havale veya EFT değil keş para ile yapılan işlemlerdir. Banka üzerinden gerçekleşen para transferleri banka hesaplarınızda tutulmaktadır. Artık bankaların internet şubeleri üzerinden tek tıkla hesap ekstresi alınabildiği için sizin banka hesaplarınız için ayrıca bir dosya tutmanıza gerek yok.
Kasa hesabı ana olarak giriş, çıkış ve bakiye miktarlarının gösterildiği bir hesaptır. Şirketinizin kasa hesabını tutarken dikkat etmeniz gereken en önemli iki unsur, tüm para giriş/çıkışlarını eksiksiz olarak kaydetmek ve kasa hesabının hiçbir zaman eksi bakiye vermeyeceğini unutmamak olacaktır. Format olarak aşağıdaki linkten ulaşabileceğiniz dosyayı kullanabilirsiniz. Bu dosya üzerinde bazı örnek işlemleri gösterdim, formüllere dokunmadan bu işlemleri ve açıklamalarını silerek dosyayı aynen kullanabilirsiniz.
http://www.yukletr.com/download.php?file=d60b89f9452fd919ab89a60b53d94e7d
İşlem yoğunluğunuza göre kasa hesabınızı aylık değil günlük olarak da tutabilir, daha farklı bir format kullanabilirsiniz. Kasa üzerinde gösterdiğiniz işlemlere ait fiş, fatura ve makbuzların kendiniz için birer fotokopisini alıp, tüm belgeleri kasa defteri ile beraber mali müşavirinize teslim etmeyi unutmayın.
2) SATIŞLAR
Yapmış olduğunuz satışları tek bir dosya üzerinde tutmak size büyük bir kolaylık sağlayacaktır. Bu şekilde hem anlık olarak cironuzu görebilir hem de aradığınız bir bilgiye daha kolay ulaşabilirsiniz. Yine satışlarınızı takip etmek için de aşağıdaki örnek formatı kullanabilirsiniz.
http://www.yukletr.com/download.php?file=10043ec9f4c4928a185d82f63f567ef4
Satışlarınıza istinaden kestiğiniz fiş ve faturaları saklarken aşağıdaki maddeleri uygularsanız tüm satışlarınızı rahatça takip edebilirsiniz.
Faturalarınızı 2 nüshası sizde kalacak şekilde bastırın ve sizde kalan nüshanın üzerine POS sliplerini zımbalayın. Yine ayrıca kurşun kalemle üzerine ödeme şeklini not edin. Ay sonunda bu nüshaların birini mali müşavirinize verip, birini saklayın.
Kasa fişi ile yaptığınız satışlarda da gün sonunda Z raporunu mutlaka alıp arkasına aldğınız ödemeleri not edin.
POS ile ödeme alıyorsanız gün sonu raporlarını mutlaka alın ve her ay sonunda muhasebecinize iletin.
Açık hesap vadeli olarak yaptığınız satışlarda faturanın açıklama kısmına vade tarihini yazmanız işinizi kolaylaştıracaktır.
3) ÖDEMELER VE TAHSİLATLAR
Bir ticari işletmede en önemli başarı kıstası satış rakamları gibi görünse de nakit akışındaki aksaklıklar her zaman için şirketlere düşen satış adetlerinden daha fazla zorluk yaratmıştır. İşin özeti şudur ki: önemli olan faturayı kesmek değil satılan ürünün ücretini tahsil etmektir. Sadece cironuza bakıp işlerin iyi gittiğini düşünürken, sabit gider ödemeleriniz arka arkaya geldikçe bir anda aslında rahatta değil zorda olduğunuzu farkedebilirsiniz. İşte bu yüzden her zaman için şirketinizin nakit akışını yani alacaklarınızı ve borçlarınızı takip etmelisiniz. Bunu da yine basit bir excel dosyasında tutabilirsiniz.
Size önerim her ay başında sabit ödemelerinizi (kira, faturalar, taksitler vs.) dosyaya işleyip ardından o ayki diğer borçlarınızı ve alacaklarınızı eklemeniz. Böylece ay başında kasanızda ve banka hesaplarınızdaki mevcut parayı da değerlendirerek elinizdekilerle alacaklarınızın toplamının borçlarınızı karşılayıp karşılamadığını önceden görebilir, borçlarınız daha fazlaysa son dakikaya bırakmadan alternatif finansman seçeneklerini değerlendirebilirsiniz.
4) STOKLAR
Elinizdeki stokları takip etmeniz de hem ürünlerin kayıp çalıntı riskine karşı, hem de aktiflerinizin değerini hesaplarken size faydalı olacaktır. Bunun yanı sıra 3 ayda bir şirket bilançonuz çıkarılırken elinizdeki stoğun değeri de gerekecektir. Bu nedenle stok adetlerinizi tutarken ürünlerin ortalama maliyet değerini de tutmanız size kolaylık sağlayacaktır.
Yazımın en başında da belirttiğim gibi tüm bunları entegre şekilde bir ön muhasebe programı üzerinde tutmak çok daha sağlıklı olacaktır ancak ilk etapta kısıtlı kaynaklarınızı farklı alanlarda değerlendirmek isterseniz bu şekilde bir takip sistemi kurmak da işinizi görecektir. Bu noktada girişimcilerin önüne çıkan bir diğer önemli soru da “Hangi ön muhasebe programını satın almalıyım?” oluyor. Her ne kadar bu sorunun cevabı şirketlerin ihtiyaçlarına ve kaynaklarına göre farklılık gösterse de piyasada etkin pazar payına sahip birkaç programa ilerleyen dönemde mutlaka değiniyor olacağım.
Son olarak ön muhasebe kavramının sadece bu dört unsurdan oluşmadığını, fiş/fatura kesmekten cari hesap takibine kadar farklı detayları içerdiğini, bu yazıda sadece şirketimizi ilk kurduğumuzda işimizi kolaylaştıracak takip metodlarını incelediğimizi de ekleyelim…

Dövizden Para Kazanmak

Dövizden Para Kazanmak

Türk halkının döviz tutkusu, kendini enflasyondan korumak için tasarrufunun bir kısmını dövize bağlayarak değerlendirmeye çalışması yıllardır değişmeyen bir olgu. "Ya bir gün döviz fırlar giderse" diye tasarrufların önemli bir kısmı hep döviz olarak tutuluyor. Türk halkının ya da teknik ifadeyle yurtiçinde yerleşiklerin 22 Haziran itibariyle sahip olduğu yaklaşık 773 milyar liralık tasarrufun yüzde 23 kadarı döviz cinsi tasarruftan oluşuyor. Söz konusu tarih itibariyle bankalarda 100 milyar dolar, yani yaklaşık 180 milyar liralık döviz tasarrufu bulunuyor.
100 milyar dolarlık döviz tasarrufu, belki de buzdağının görünen kısmı. Bu tutar, yalnızca bankalardaki tasarrufu gösteriyor. Vatandaşın bankaya yatırmadığı; kasasında, cebinde ya da yastık altında tutmayı tercih ettiği miktarla ilgili tahmin yürütmek çok çok zor, hatta olanaksız gibi. Bu durumdaki döviz tasarrufu da eklendiğinde, toplam tutar kuşkusuz çok daha büyüyor.
Döviz tasarrufuyla reel kazanç sağlamak pek mümkün de olmuyor. Kimi zaman yaşanan kur artışları, yıllar süren kazançsız dönemlerdeki kayıpları telafi bile edemiyor. Ama bütün bunlara rağmen tasarruf sahibi dövizden vazgeçmiyor, vazgeçemiyor.
Döviz hesapları, 2009 yılından bu yana çok büyük bir sıçrama göstermemekle birlikte, gerilemiyor da. 2009 sonunda 92.5 milyar dolar olarak gerçekleşen döviz hesapları, 22 Haziran itibariyle 100.7 milyar dolar düzeyinde. Döviz hesapları asıl artışı 2003'ten 2009'a kadar olan dönemde kaydetmişti. Hesaplar, 2004-2009 yıllarını kapsayan altı yılda yüzde 90 artış göstermişti.
Mevduat ilk sırada
Döviz tevdiat hesapları yüksek düzeyini koruyor olsa da toplam tasarruf içinde en büyük pay doğal olarak Türk Lirası cinsi mevduatın. 22 Haziran itibariyle 773 milyar lira düzeyinde bulunan toplam tasarrufta TL cinsi mevduat yüzde 55 oranında 424 milyar liralık paya sahip durumda.
Yurtiçinde yerleşik tasarruf sahiplerinin en çok para bağladıkları üçüncü araç Türk Lirası cinsi devlet iç borçlanma senetleri. TL cinsi DİBS'te 22 Haziran'da 71 milyar lira var.
Böylece, 22 Haziran'da 773 milyar lira düzeyinde bulunan toplam tasarrufun yüzde 87 oranında 675 milyarı mevduat, DTH ve TL cinsi DİBS'ten oluşuyor.
Hisse senedi, üçgeni zorluyor!
Türk halkının elinde 22 Haziran itibariyle 62 milyar liralık hisse senedi var. Doğaldır ki hisse senetlerinin bakiyesi, senet fiyatlarına bağlı olarak hızlı dalgalanmalar gösterebiliyor. Örneğin, vatandaşın elindeki hisse senetlerinin değerinin mart sonunda 63.3 milyar lira düzeyinde bulunduğu, değerin mayıs sonunda 58 milyara indiği, temmuz ayı başında ise yeniden 63.7 milyar liraya çıkıldığı dikkati çekiyor.
Hisse senetlerinin de mevduat-DTH-DİBS üçgenine eklenmesi halinde bu dört enstrümana bağlanan para 738 milyara ulaşıyor. Bir başka ifadeyle bu durumda toplam 773 milyarlık tasarrufun yüzde 95'i bu dört kalemden oluşuyor.
Türk halkı yabancının dövizini taşıyor
Türk halkının döviz hesaplarında tuttuğu para bu yıl hep 100 milyar dolar civarında oluştu. Yukarıda da belirttik; bu, bankalardaki para. Bir de miktarını kimsenin bilemediği cepte, kasada, yastık altında tutulan döviz var. Ama en azından kesin olarak bildiğimiz, gördüğümüz düzey ortada; 100 milyar dolar.
Yabancı yatırımcının Türkiye'deki portföy büyüklüğü ne kadar; son veri 22 Haziran'ı gösteriyor ve 116 milyar dolarlık bir rakam görüyoruz.
Yani yabancının getirdiği dövizi Türk halkı gönüllü olarak taşıyor!
Kim nasıl para kazanır?
Türk halkı doğal olarak TL kazanıyor; kazancından tasarruf edebilmişse eğer, elindeki TL'nin bir kısmıyla döviz alıyor. Gün gelir, döviz artar, diye… Amaç, tabii ki daha çok kazanmak…
Yabancı yatırımcı Türkiye'ye geliyor, elindeki dövizi TL'ye çevirip TL cinsi yatırım araçlarına bağlıyor. TL'deki getiri daha fazla, diye… Onun amacı da tabii ki ülkesinde elde edeceğinden daha fazla kazanmak…
İki tarafın birden para kazanması mümkün değil. Ya iki taraf da pek kazanç sağlayamaz ya da taraflardan biri kazanır, diğeri de doğal olarak kaybeder. Çünkü kazancı belirleyen kur değişim oranı…
Örneğin; bir yabancı, 1.000 dolar getirse ve bu döviz 1.80'lik kurdan TL'ye çevrilse… Ele geçen 1.800 lira yıllık yüzde 10 faizle devlet iç borçlanma senedine yatırılsa… Bir yıl sonra ele geçen para 1.980 lira olur.
Örneği tersinden kurgulayalım… Bir Türk vatandaşı elindeki 1.800 liralık tasarrufunu 1.80'lik kurdan dolara çevirse eline 1.000 dolar geçer ve bir yıl sonra elinde (dolara faiz kazanmadığını varsayarsak) yine 1.000 dolar vardır.
Şimdi, kim nasıl kazanç sağlar? Bir yıl sonra, yani yüzde 10 faiz elde edilen dönemde kur yüzde 10'dan fazla artmışsa, yabancı zarar eder. Çünkü elinde 1.980 lira vardır ve Türkiye'den çıkmak istemektedir, dolar kuru ise 2 lira olmuşsa eline 990 dolar (1.980/2) geçecektir. Yabancı yatırımcı 1.000 dolar getirmiş, bir yıl sonra 990 dolarla çıkmak durumunda kalmıştır.
1.800 lirasını 1.80'den dolara çeviren Türk vatandaşı ise kardadır, yeniden TL'ye geçmek istediğinde eline 2 bin lira geçecektir. Ama tabii ki bu dönemde yaşanan enflasyonun da kur artışından hızlı olmaması gerekir.
Tersi daha çok oluyor
Bu senaryo, yabancının kaybetmesi üzerine kurulu. 1.980 liranın dövize çevrilmek istendiği dönemde kur örneğin 1.85 ise 1.070 dolar (1.980/1.85) elde etmek, yani dolar bazında bir yılda yüzde 7 kazanç sağlamak mümkün olmuş demektir.
Bu rakamlara göre, TL'den dövize geçen Türk vatandaşı ise muhtemelen enflasyon kur artışından daha fazla olduğu için kayıptadır. Hele hele yabancının yüzde 10 kazandığı devlet iç borçlanma senedi piyasası kendisine de açık olduğu halde o piyasayı tercih etmediği için iyice zarardadır.
Döviz kurunun bu bir yıllık dönemde aynı düzeyde kaldığı, hatta gerilediği durumlarda ise yabancının karı, Türk vatandaşının zararı katlanacaktır. 



Alıntı konu.

Kan Nasıl Pıhtılaşır

Kan Nasıl Pıhtılaşır?
Sizlerle o dışarıdan eve girmediğiniz çocukluk yıllarınıza geri dönelim.. Arkadaşlarınızla sokakta oyun oynarken kaç kere yere düşüpte dizleriniz, kollarınız yara bere içinde ağlayarak eve döndünüz hatırlıyor musunuz? Anneniz sizi o halde görünce önce ''Niye dikkat etmiyorsun? '' diye azarlar, sonra yaralı olan bölgeyi mikrop kapmasın diye temizlerdi. Yaranız temizlendikten sonra yaranın üzeri, hemen kabuk bağlardı. Bu kabukta yara iyice kapandıktan sonra kuruyup kendiliğinden düşerdi.
Ufak bir yaranın kısa bir süre içinde kapanması sanırım sizlerinde dikkatini çekmiştir. Herhangi bir kesik olayında neden insan kan kaybından ölmez? Kanın durmasını sağlayan nedir? İşte bütün bu soruların cevabı çok kolay; Kanın Pıhtılaşma özelliğinin olması. Kanın pıhtılaşmasının nasıl olduğunu anlatmadan önce kanın yapısı ve görevlerini hakkında çok kısa bir bilgi vereceğiz.
KANIN YAPISI
Kan; Alyuvar, akyuvar ve trombositler ile çeşitli kimyasal maddelerin bir arada bulunduğu sıvı bir dokudur. 3 tip kan hücresi vardır.
- Alyuvarlar: Sayı olarak daha fazladır ve yaşam için gerekli oksijeni sağlar.
- Akyuvarlar: İnsanın organizmasını dış etkilere karşı savunurlar.
- Trombositler : Pıhtılaşmayı sağlar. Kanın birçok görevi vardır. Bu görevleri 2 genel başlık altında toplamak mümkün. Bunlar Organizmanın korunması (Pıhtılaşma, bağışıklık sistemi )ile bir organdan diğer organa madde ve ısı taşınmasıdır.

KANIN PIHTILAŞMASI
Herhangi bir nedenle (yaralanma, çizik, kesilme ) başlayan bir kanamada; kan damarlarından kanın akmasını önlemek amacıyla meydana gelen süreçlerin tümüne ''Pıhtılaşma'' deniyor. Peki eğer pıhtılaşma olayı gerçekleşmeseydi ne olurdu? Çok basit; en ufak bir kanama bile durdurulamazdı ve kan kaybından ölürdük.
Vücudumuzda bir kesik veya yaralanma olduğunda kanamayı önlemek (Pıhtılaşmayı sağlamak) için ilk olarak hasarlı damar Serotonin salgılayarak büzülür. Böylece kanın akması azalır. Daha sonra kanın içinde dağınık şekilde dolaşan trombositler devreye girer. Trombositlerde özel bir madde salgılayarak diğer enzimlerin bir yerde toplanmasını sağlar. Bu olayı karıncaların bir yerde yem buldukları zaman diğer karıncalarında orada toplanmasına benzetebiliriz.
Trombin (Thrombin) kanı pıhtılaştıran bir proteindir. Trombin'e ne kadar ihtiyaç varsa o kadar üretilir. Trombin, plazmada bulunan ve suda erime özelliği olan Fibrinojeni fibrine yani suda erimeyen haline dönüştürür. Bu da pıhtılaşma olayının esas işlemidir. (Kanın pıhtılaşmasında temel madde zaten Fibronojen proteinidir. Fibronojen, vücut içinde erimiş halde bulunmaktadır. Pıhtı işleminin durağan halidir.)
Fibrinin dış yüzeyinde yapışkan parçalar bulunur. Yaranın olduğu bölgede bu molekül yapışkan özelliğinden dolayı diğer fibrin moleküllerine yapışır ve uzun bir zincir meydana gelir. Oluşan bu zincirler birbirlerinin üstünden geçerek balık ağına benzeyen bir pıhtı ağı oluştururlar. (Bu olayı da örümceklerin ağ örmesine benzetebiliriz.) Oluşan bu pıhtı ağı kan hücrelerinin vücuttan dışarı çıkmasını engeller.
Görüldüğü gibi vücudumuzda bir kesik veya yaralanma olayı olduğunda; vücut hemen sistemli bir şekilde harekete geçerek açılan yarayı bir an önce onarmaya çalışıyor.
Aynı sistem kolumuzu veya bacağımızı bir sehpaya veya ağır bir eşya çarptığımız zamanda devreye giriyor. Çarpmanın etkisiyle çarptığımız bölge hemen morarır. Çünkü kılcal damarlar parçalanır ve iç kanama meydana gelir. Burada da hemen kanın pıhtılaşma özelliği devreye gire ve tedavi başlar.
Son olarak sizlere bir bilgi daha; Ameliyatlardan önce doktorlar hastanın kanını aldırarak, hastanın kanının ne kadar zamanda donacağını tespit ettirir. Çünkü bazı insanların kanı çabuk pıhtılaşmaz ve kanama hemen durmaz. Bu durumda ameliyat ve ameliyat sonrasında bazı zorluklara yol açabilir.

Warren Buffett'ten Önemli Tavsiyeler

Warren Buffett'ten Önemli Tavsiyeler
Warren Buffett kimdir?

Warren Edward Buffett (d. 30 Ağustos 1930, Nebraska), ABD'li iş adamı, hisse senedi yatırımcısı ve hayırseverdir. Berkshire Hathaway yatırım şirketinin sahibi ve Forbes Dergisi'nin "2008 Milyarderler Listesi"ne göre 62 milyar dolarlık servetiyle dünyanın en zengin insanıdır.

2006 Haziran ayında, yatırım şirketinin 10 milyon adet hissesini (yaklaşık 31 milyar dolar) Bill ve Melinda Gates Vakfı'na devrederek ABD'de şimdiye kadar yapılmış en büyük bağışı gerçekleştirdi.

Warren Buffett der ki:
1. Gelir üzerine:
Gelir üzerine:
"Asla tek bir gelir kaynağın olmasın. İkinci bir kaynak için yatırım yap."
2. Harcama üzerine:
Harcama üzerine:
"Eğer ihtiyacın olmayan şeyleri satın alırsan, bir gün ihtiyacın olanları satmak zorunda kalırsın."
3. Tasarruf üzerine:
Tasarruf üzerine:
"Harcamalarından kalanı tasarruf etme, tasarruflarından kalanı harca."
4. Risk üzerine:
Risk üzerine:
"Bir nehrin derinliğini iki ayağınla birlikte ölçme."
5. Yatırım üzerine:
Yatırım üzerine:
"Bütün yumurtaları tek sepete koyma."
6. Beklentiler üzerine:
Beklentiler üzerine:
"Dürüstlük pahalı bir hediyedir, bunu ucuz insanlardan bekleme."

Şahıs firması üzerinden e -ticaret yapabilir miyiz?

Şahıs firması üzerinden e -ticaret yapabilir miyiz?
Varolan şirket üzerinden işlemlerinizi yapabilirsiniz yasal olarak bir sıkıntı yok.
Faaliyet alanı eklemekte ücretli değil yada herhangi bir bedel artışına sebep olmuyor .
Adresinde aynı yer olması sorun değil. Ünvanı değiştirip fatura ve logoyu da bu şekilde düzeltebilirsiniz.
Faaliye alanı içinde elektronik ortamda ürün satışına uygun tek bir faaliyet kodu muhakkak vardır . Sadece bunu açmanız yeterli olur . Vergi dairesinde dilekçe ile başvurduğunuzda yardımcı olacaklardır .
Yasal açıdan hiç birinde sıkıntı yok.
Ek bilgi:
e- ticaret yapmanız için vergi mükellefiyetiniz yeterli. Kurumlar vergisi mükellefi şartı yok. Maliye verginin tahakkuk ve tahsiline odaklıdır . şahıs ya da şirket olmanız sizin ticari tercihinize kalmış.
Ek bilgi2:
Şirket Kurmak şartı var mıdır peki?
Yukarıda Meslektaşımız böyle söylemiş ise bilmediğimiz bir durum söz konusu olabilir .
Ancak genel kural olarak bu şekilde işlem yapmanız da bir sıkıntı yok.
Şirket kurmak durumunda değilsiniz.

Şahıs firması, şahıs şirketi kurmak için gerekenler, Şahıs Şirketi Kurmak, Şahıs Şirketi Kurmanın maliyeti nedir ne kadardır, Şahıs Şirketi Kurmanın şartı şartları,