16 Şubat 2019 Cumartesi

Doğum Günü Hikayesi

12 Şubat / Doğum günüm. Esra Göksu

Esra Göksu 12 Şubat
Esra Göksu 12 Şubat
Bir kış baharında dünyaya geldiğim söylenir. Soğuk ve sert mi sert ayaz bir bahar aylarında. Doğduğum o anın saatinde her yerin buzullaştığı görülmüştür. Sanki Sibirya soğuğu ülkemize gelerek adeta her yeri ele geçirircesine yaşadığım bölgeyi istila etmeye yemin etmiş gibiydi. Küçücük bedenimle karşı koymaya çalışan tek kişi benmişim. Herkes sert ayaz baharına boyun eğmiş ve biçare durumda. Bu yaşanılanları dile getirmek gerekirdi. Yıllar sonra birilerinin tarihin arka sayfalarına göz attığında, yaşanılan böylesi efsane hikayeyi de görmesi yada görmeleri gerekiyordu. Elimde kalemim vardı doğduğum o anlarda da. Öyle ki elimden almaya çalıştıklarında vermemek için savaştığım bile söylenir. Efsane ya söylenenler. Abartabildiğim kadar bırakın abartayım. 
Yıllar geçer. Çok uzun yıllar. (05.08.2017)
Her doğum günümde nevi şahsına münhasır biri olarak bana hediyelerin çok geldiğini söyleyebilirim. Gelen hediyelerin hiçbiri umurumda değildi yani kayda değer anısı olmadı açıkçası bu zamana kadar hediyelerin ama günün birinde ansızın sabahın köründe gelen sırlı hediyelerden birini hariç tutarak konuya giriş yapmak istiyorum. Mesafelerin uzak olduğu bir dönemde aslında istenirse anlamsız bir hale getirmek elimizdedir yani kalpler anlaşabiliyorsa mesafelerin uzaklığı yakınlığı anlamsızdır. Gelen bu hediyenin de bana bunun ne kadar doğru bir anlam olduğunu söyleyebilirim.
Evet sabahın köründe gelen bir hediye. Beyaz ve ortasında kendini gayet güzelce belirgin hale getiren yeşil renkleriyle muhteşem bir görünümü gösteren papatyaların yanı sıra, sıradan kırmızı rengi çatlatırcasına kızıl mı kızı ve hatta kan kırmızımsı bir lale. Belkide damarımdaki kan renginin ta kendisidir bu lale. Tamamıyla doğal bir ahşap kavanozunun estetik güzelliği ise apayrı muhteşem bir görüntüsü ise resmen hediye gönderenin güzelliğini yansıtırcasına idi. Gelen hediyede ki not ise "Zeka Küpü.."

Hiç ummadığım anda gelen böylesi güzel bir hediye ancak güzel, temiz ve saf kalpli birinden olabilirdi. Gözlerini açtığında cennetten bir inciyi görüyorum sanki ve kapanmasını istemediğim gözlerin hep açık olması ve hayranlıkla bakabildiğim kadar bakma isteyişim ayrı bir huzur veriyor bana nedense. Göz kapaklarının altındaki saklı cennete girmek için bu kişiyi kandırmalıyım. Bir şekilde kalp atışlarının içine kadar girmeliyim. Kalbinin sonsuza kadar düzenli hareket etmesi için ihtiyaç duyulan kan olmak isterim.
Kapatma sakın gözlerini. Yoksa cennetinden mahrum edersin beni.
Nefesini tutma sakın. Yoksa sana hayat vermek isteyen kanın umutlarını yıkarsın. 

İlaçların etkisindeyim. Uyuşuk bir kafaya rağmen yazmaya çalışıyorum.
Sanırım halusinasyonlar görüyorum. Sürekli gece uyanışları ile kendim gelemedim bir türlü. Göklerden gelen bir ses gibi. Düşünüyorum uyandığımda ya bu da bir sanrı ise. Sonra tekrar düşünüyorum. Böylesi bir sanrının bile bana mutluluk verdiği hissine kapılmadan edemiyorum.
Yıllar sonrasını düşünüyorum. Çok yıllar sonrasını ama. Vapurda yan yana. Masamızda kitabımız, elimizde kahvemiz ve martılara simit atışımızı.. 


Keşke hayatıma girmeseydin. 
Kanserli halimle hayata karşı yaşam savaşı verirken şimdilerde ise kalbimin durduğuna şahit oluyorum. Bir sonraki kalbimin durması umarım benim için hayatının tam anlamıya bir son olacak.




























--
---
Akblog.NET

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yorumlarınız bizim için önemlidir. Konu hakkında sormak istediklerinizi yazabilirsiniz.

Ziyaretçi Sayısı