AkblogAk SEO
Firmalarınıza kurumsal çözümler. Web Tasarım - SEO - Grafik Reklam Tasarım
Son Konulara
Blogger tarafından desteklenmektedir.

Garip Bir Hikaye

Posted On 3 Aralık 2019 Salı

Garip Bir Hikaye - Okuyun

Garip Bir Hikaye
Adamın biri çiftliğine bitişik arazideki bir kuyuyu satın almak istiyordu. Kuyunun sahibi son derece madrabaz bir adam olduğundan tedirgindi. Sonunda cesaretini toplayıp kuyunun fiyatını sordu ve o fiyatı hemen kabul etti. Birlikte tapu dairesine gittiler, adam parayı ödedi ve kuyunun tapusunu üzerine aldı. Ancak kuyuyu satan adam o gece uyuyamadı.  Paraya çok düşkün bir adamdı. Sabah istediği fiyatı çiftçinin itirazsız kabul etmiş olmasını aklından çıkaramıyordu. Demek ki düşük fiyat istemişti! Yatağında döndü durdu ve sonra aklına kendince parlak bir fikir geldi. Ertesi sabah çiftçi yeni kuyusundan su çekip tarlasını sulamak için geldiğinde kuyunun eski sahibi komşusunu orada beklerken buldu. 
Madrabaz komşu;
- Hayrola komşu sabah sabah ne bu acele? diye sordu.
- Öğlen güneşi olmadan tarlamı sulamak istiyorum, diye cevapladı çiftçi.
- Doğru yapıyorsun ama su nerede? dedi komşusu.
- Kuyudan çekeceğim, diye cevapladı çiftçi.
- Çekemezsin ki o su sana ait değil, dedi adam.
Çiftçi şaşkınlıkla;
- Nasıl bana ait değil? Dün kuyuyu senden satın aldım ya! diye cevapladı.
- Evet ama ben sana kuyuyu sattım içindeki suyu satmadım, diye gülerek cevapladı adam, ve sürdürdü;
- Sen sadece kuyu deliğini aldın. Suyu da istiyor isen bana daha fazla para vermelisin. İnanmıyor isen tapunun üzerinde ne yazdığına bak.
Tabi ki iki adam tartışmaya başladılar. Madrabaz adam sesini yükseltince çiftçi şöyle dedi;
- İkimiz de yaşını başını almış adamlarız, birbirimizi boğazlamamıza gerek yok. Bu işin doğrusu nedir anlamak için Hoca'ya gidelim.
Öbürü bir süre söylendi ama bir yandan da tartışmakla geçen süre içerisinde mantığı para hırsına o kadar yenik düşmüştü ki artık kendi fikrine kendi inanmaktaydı ve Hoca'yı da ikna edebileceğini düşündü.
Hoca ikisini de dinledi tapuyu inceledi ve satan adama döndü;
- Bir daha söyle bakalım sana göre su kimin, kuyu kimin? diye sordu.
- Su benim kuyu onun dedi adam.
- Peki diyelim öyle olsun, dedi hoca ve sustu. Tabi çiftçi çok tedirgin olmuştu ve madrabaz komşu da "Adalet yerini buldu" edası ile sevinç içinde oturuyordu ki hoca konuşmasını sürdürdü;
- O zaman suyunu senin olmayan kuyuda niye tutuyorsun? Ya su için kuyu sahibine kira vermelisin, ya da suyunu hemen alıp götürmelisin, dedi.
-------------------

Öykünün sonrasını anlamışsınızdır.  
Bu kuyu öyküsünü bu hafta Tevrat'taki "kuyular" öyküsünü okuyunca hatırladım. O öykü de şöyle;

Kıtlık / kuraklık  zamanında bir vadiye göç eden İshak Peygamber hiç kimseye ait olmayan bir yerde bir kuyu kazıyor ve suya ulaşıyor. Su, bol ve vadiyi yeşertecek kadar gürül gürül bir kaynağın kalbindedir ve herkese yetecek kadardır ama vadide yaşayanlar hemen "Su bizimdir çünkü nesiller boyunca bu vadide biz yaşadık" diyorlar. Adaletin böyle gerektirdiğini  öne sürüyorlar çünkü bu söylem açıkça kılıfına uyuyor. İnsanların çatışmaya  hazır olduklarını gören  İshak peygamber bunun üzerine kuyuyu onlara bırakıyor ama önce bu ilk kuyuya "çekişme / çatışma" anlamında bir isim veriyor.
Sonra  bir kuyu daha kazıyor ve o kuyudan da bol su çıkıyor.  Aynı insanlar bu kuyunun da kendi hakları olduğunu söylüyorlar.  İshak peygamber yine geri adım atıyor ve bu kuyuya da "nefret kuyusu"  ismini takıyor. Çünkü insanların birinci kuyudan ötürü artık suları olmasına rağmen onu başarısından ötürü kıskandıklarını anlıyor.
Üçüncü bir kuyu daha kazıyor ve yine bolca su buluyor. İnsanlar bu kez uursamıyorlar ve yasaları eğip bükme zahmetine gerek duymuyorlar çünkü artık suya fazlasıyla doymuşlardır.  İshak bu kuyuya  "Geniş alanlar kuyusu" adını veriyor ve kendi kendine "Artık bu ülkede verimli olabiliriz" diyor. 
Bir değer ürettiğimiz zaman insanların bize bakışları / anlayışları / tavırları / tepkileri / takdirleri/ hatta yasaları yorumlamaları bile kendi doyumları ile ilgilidir. Bizlere olan tepkileri ihtiyaçlarına / güçlerine / hırslarına / hasetlerine ve mahrumiyetlerine göre değişir.
"Kuraklık" yalnız susuzluk değildir. Düşünce, fikir, özgürlük, vizyon, fayda üretme gibi değerler de zaman zaman kururlar. Ve en kurak zamanlarda bile bunları birileri üretir ve birileri de gasp eder. Genelde gaspa uğrayanları hukuk / gelenekler de korumaz çünkü yasalar her devirde ve coğrafyada kendini yoksun hissedenler ve varsıl hissedenler tarafından çok farklı yorumlanır, özellikle zorbalar ve demagoglar hedeflerine ve ihtiyaçlarına göre onları eğerler bükerler. Dünyanın gelmiş geçmiş en demokratik, en özgürlükçü, en hümanist, bugüne uyacak kadar çağdaş anayasasının Stalin devrinin anayasası olduğunu bilir miydiniz? Ve Stalin bütün zulümleri yaparken kararlarını anayasaya dayandırdığını ustalıkla ve çok inandırıcı biçimde söylerdi.

Yukarıdaki öyküde anlatılmak istenen çok basit. Eğer bu dünyada bir yerimiz olsun istiyor isek değer üretmeyi sürdürmeliyiz. Bunu yapınca bizi ve çocuklarımızı zorbalıktan ne yasalar ne gelenekler ne o devirdeki zamanın ruhu ne de iyi niyetin koruyamayacağı zamanlar olacaktır.  işte bu zamanlarda bile bizi ayakta tutacak ve yaşatacak olan en iyi kaldıraç ümit, anlayış, soğukkanlılık ve ne olursa olsun her şeye rağmen değer üretme alışkanlığımızdır.
 ---------------
(Toledot)
M. Levi
--
---
Akblog.NET

5 yorum

  1. Konu link.
    https://www.akblog.net/2019/12/garip-bir-hikaye.html

    YanıtlaSil
  2. - Evet ama ben sana kuyuyu sattım içindeki suyu satmadım, diye gülerek cevapladı adam, ve sürdürdü;
    - Sen sadece kuyu deliğini aldın. Suyu da istiyor isen bana daha fazla para vermelisin. İnanmıyor isen tapunun üzerinde ne yazdığına bak.

    YanıtlaSil
  3. Ahmet Demirci Bey neredesin.

    YanıtlaSil
  4. Yukarıdaki öyküde anlatılmak istenen çok basit. Eğer bu dünyada bir yerimiz olsun istiyor isek değer üretmeyi sürdürmeliyiz. Bunu yapınca bizi ve çocuklarımızı zorbalıktan ne yasalar ne gelenekler ne o devirdeki zamanın ruhu ne de iyi niyetin koruyamayacağı zamanlar olacaktır. işte bu zamanlarda bile bizi ayakta tutacak ve yaşatacak olan en iyi kaldıraç ümit, anlayış, soğukkanlılık ve ne olursa olsun her şeye rağmen değer üretme alışkanlığımızdır.

    YanıtlaSil

Yorumlarınız bizim için önemlidir. Konu hakkında sormak istediklerinizi yazabilirsiniz.

/

İletişim Bilgilerimiz

Yakuplu Mah. Beylikdüzü / İstanbul | Türkiye
+90 505 025 1428
Pazartesi - Cuma (09:00 - 18:00)

İletişim Formu

Ad Soyad

E-posta

Mesaj

© SEO Bilişim İnternet Hizmetleri - Akblog.NET 2007-2019