Bu Yazıyı Okumak Çok Günah

Bu Yazıyı Okumak Çok Günah

Bu Yazıyı Okumak Çok Günah
Ben kimim ki? Toplum varken...
İşin gerçeği nereden başlayacağımı bilemiyorum, konuyu uzatmak da istemiyorum aslında ancak kendimden bahsetmeden önce uzun uzadıya nedense yazma isteğim var ve yine nedense alakasız bir giriş olacak biliyorum ve okuyunca saçmalıyorsun da diyebilirsiniz ama sizleri takan kim diyerek başlangıcı yapmak istiyorum. Kendimi hep özgür görmüşümdür. Sanki dünya sadece benim etrafımda dönüyor ve dönen dünyadaki başrol sadece bana verilmiş gibi düşünceler içerisinde olmuşumdur hep. Çocukluğumdan beri böyle düşünceler içerisinde oldum. Bu durum belki sizler içinde geçerlidir diyeceğim bilemiyorum. Gerçi bilmek de istemiyorum ya. Orası ayrı bir konu. Beni ilgilendirmez hem. Gereksiz gereksiz yazmayayım şimdi.
Çocukluğumun hayali olmuştur hep, konuştuğumda karşımdaki topluluğun beni dinlemelerini istemişimdir daima.  Onlar sussun, ben konuşayım, onlar sorsunlar ben cevaplamaya çalışayım. Bildiğim veya bilmediğim her konu hakkında elbette verebileceğim cevapların olacağı düşüncesinde olmak.. Nasıl bir öz güven içerisindeyim inanın bende bilemiyorum.
Yaşadığım toplumda sürekli çatışma içerisinde büyüyen bir yapı içerisinde oldum. İsyankar bir yapımın olduğu düşüncesinde olabilirsiniz. Oysa farklı bir bakış açısı ile özgürlükçü bir yapımın olduğuna bağlıyorum bu özelliğimi. Genelde yaşadığımız toplumun (dinsel, kültürel, toplumsal vb. gibi) mihenk taşları ister istemez bizleri ele geçirebiliyor ve bir süre sonra o yaşadığımız toplumdan kendimizi istesek de soyutlayamıyoruz. Daha kötüsü maruz kaldığımız bu hayatı, bizden sonraki nesillere de dayatıyoruz. Ne ilginç.
İşte bunun farkına varan biri olarak (çok geçte olsa önemli değil ve farkına varmak bir önemli başlangıçtır), her zaman toplumun değerlerine göre değil de, tamamıyla kafamda kurguladığım hayatın değerlerine öncelik vermişimdir. 
Toplumsal kaos, zıtlaşma, ayrışma ve ötekileştirme kavramlarının ortaya çıkması sizleri de düşündürmüyor mu? Düşünün yaşadığınız bölgedeki adetleri, dinsel veya geleneksel hayatları diğer bölgelerdeki durumla karşılaştırın. Çatışmaları kıyaslayınız ama gerçekçi olup derince düşünün. Neden ailelerimizin veya toplumun gelenek ve göreneklerine göre bir hayatı yaşıyoruz ki? Yüce Mevla'nın verdiği aklımız ile özgürce yaşamak, kılık - kıyafeti kendi zevklerimize göre giyinmek, sevdiğin kişi ile el ele sahilde gezmek yani hayatında bir sevdiğiniz-değer verdiğiniz bir sevgilinizin olması, dinsel-toplumsal-gelenek ve göreneklere göre hayatımızı şekillendirmemek (dört duvar arasında kalmak gibidir aslında kurallara göre göre yaşamak) vs.. vs.. vs.. 
Yukarıda saydığım özgürlükçü bir yaklaşım ile bir kaç temel özellikleri hiçe sayıp ve topluma ayak uydurmak mı hayatınızı zenginleştirecek yoksa özgürlükçü bir yaşam mı daha mutlu edecek sizleri? Karar sizlerindir. Kararınızı verirken dürüst olun. Yalancı olmayın. Gerçekçi olun biraz.

Yaşadığım hayatın arka planındaki tozlu raflardan bir kaç kesiti sizlere aktardım.
Yazımı kaynak göstermeden çalanın dili LAL olsun İnşaalah. Amin.

--
---
Akblog.NET

#buttons=(Ok, Go it!) #days=(20)

Our website uses cookies to enhance your experience. Check Now
Ok, Go it!